Business·

15 Temmuz, AIPAC ve bugün...

15 Temmuz, AIPAC ve bugün...
Source:halktv

Serra Karaçam yazdı: 15 Temmuz, AIPAC ve bugün...

15 Temmuz'un üzerinden 10 yıl geçti.Kudüs TV'de Ana Haber'e hazırlanıyordum.O akşam Twitter'da "Tanklar dışarı çıkmış" diye yazdım.Akşam ana haber başlamadan önceydi; yayına hazırlandığım sıraydı...Bir kitle Twitter'dan "Öyle bir şey yok, sen darbe mi istiyorsun, nereden biliyorsun?" diye saldırmaya başladı.İçeriden biliyor olsam herhalde Twitter'da ilan etmezdim. Ben de Beylerbeyi tarafından fotoğraf paylaşan başka hesaplardan görmüştüm.Bir süre sonra aynı insanlar bu kez "Darbe var, sokağa çıkın" diye çağrı yapmaya başladı.Ben de sokağa çıkan insanların Mısır'daki gibi ölebileceğini yazınca —ki iyi ki çıktılar, o ayrı; sadece keşke bu konuda haklı çıkmasaydım— az önce "Darbe yok" diyenler bu kez "Sen insanların ülkeyi kurtarmasını istemiyorsun" demeye başladı.İnsanların öngörüleri ve düşünceleri, birilerinin işine gelmiyor diye, hemen bir yere angaje oldukları şeklinde yorumlanıyor.Oysa vatandaşların da gazetecilerin de olabilecekleri okuma ve öngörme hakkı var.Bir ara bu sosyal medya hesaplarının FETÖ hesapları olup olmadığını, darbenin duyulmasını engellemeye mi çalıştıklarını düşündüm.Ancak aralarında hükümete yakın hesaplar da vardı, hiç tanımadığım hesaplar da...Çifte standart da var.Belli bir temasta bulunan ancak hükümetin A takımında yer alanların ki "Allah affetsin" oldu.Benim ise bir dönem yazı yazdığım, binasından içeri bir kere bile girmediğim Ekonomi Gazetesi, matbaa ortaklığı ve patronaj nedeniyle basın kartı yenileme sürecimde bile hâlâ karşıma çıkıyor.Diğer yandan geçmişte Zaman'da yazılar yazan bir akademisyen geçen yıla kadar İletişim Başkanı olarak görev yaptı.Bugün hâlâ gerçekten iltisakı olmayıp mağdur olan bir azınlık var.Parası olanlardan "FETÖ borsası" sayesinde serbest kalanlar bir yana, gücün işine gelmeyenlere de etiket yapıştırılarak "FETÖ'cü" denildi.Ergenekon davaları sürecinde çelişkileri, sahte delillerin karıştığını; 15 Temmuz'da da olabilecekleri görüp dile getirmiş olmak, insanın vicdanını rahatlatıyor.Ancak iktidarlara göre gerçekleri gerektiği zaman ve gerektiği kadar görmek gerekiyor.Daha erken değil... Ki başınız ağrımasın.O gece bir tarafta "Haydi sokağa" çağrıları yapılırken insanların öleceğinden endişe ediyor, bu çağrıyı nereye koymak gerektiğini düşünüyordum.Diğer yandan FETÖ ile ilgisi olmayan, Bağdat Caddesi'nde yaşayan bazı arkadaşlarımın buna sevindiğini, bunu seküler bir darbe olarak gördüğünü duydum.Gerçekleşmesini umduklarını duyunca hem onlarla konuşuyor hem de tepki gösteriyordum.Hem "Sokağa çıkalım" diyenlere hem de olanlara sevinenlere bakıp üzülmek...Bu da benim şanlı rolüm.İzlemeye devam.Darbe girişiminin 10. yılında Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar'ı ağırladı.Ayaküstü konuştuk.F-16'larda fiyat anlaşmasına varılıp varılmadığını sordum.Kaan motoru ve F-35 ne de olsa popüler. Ama daha geride F-16'ların süreci var."Bunlar teknik detay" diyerek, sadece satış sürecinin ilerlediğini söylemekle yetindi.Bu arada Beyoğlu İHL öğrencileri de Washington'a bir gezi düzenlemişti.Onlar da Büyükelçilikteydi.Hulusi Akar ile fotoğraf çektirdiler.Darbe gecesi öncesinde, Kara Havacılık Okulu'ndan MİT'e gelen bir binbaşı üzerinden istihbarat ulaştığı, Hakan Fidan'ın da Hulusi Akar'a gittiği aktarılıyor.Kara Havacılık Okulu'nun kontrol edildiği de biliniyor.Peki nasıl oldu da herkes geç saatlere kadar habersiz kaldı?Bu süreçlere 17/25 Aralık'tan, evinden alınacaklar listelerinden ve başka başka tapelerden geldik.Erdoğan, "Hem milletimize hem Rabbimize verecek hesabımız var. Milletimiz de Rabbimiz de bizi affetsin." dedi.Meclis'te komisyon kuruldu.Ancak üyeler, önemli tanıkların dinlenmesine izin vermedi.ABD'de de insanlar zorla getirilemiyor. Ama Clintonlar, Epstein Komitesi'ne gönüllü olarak gelip soruları yanıtladı.Ele avuca gelir bir şey söylediler mi?O ayrı mesele.Peki ya ABD ve 15 Temmuz?Neoconlar, "Ilımlı Müslüman" ve "Ilımlı İslam" söylemi üzerinden bir sosyal mühendislik yaklaşımı geliştirdi.Bunun için Kongre ve istihbarat çevrelerinin desteğiyle uygun bir zemin oluşturuldu.AIPAC'ın üst düzey yöneticileri, 1997-1998 yıllarında Türk-Amerikan toplumunun bazı temsilcilerine, desteklerini Türkiye'deki muhafazakâr kesime vereceklerini söylemişti.Gerekçeleri ise laik kesimden gelenlerin "Anadolu'da sudan çıkmış balık gibi kaldığını" düşünmeleriydi.Türk-Amerikan toplumunun bazı temsilcilerinin iddialarına göre, özellikle 2007-2010 yılları arasında AIPAC, Gülen yapılanmasının Kongre'de güçlü ve geniş bir ağ kurmasına yardımcı oldu.Ne Erdoğan siyasetten silindi.Ne sekülerler ortadan kayboldu.Ne de Türkiye'nin temel fay hatları değişti.On yıl sonra dönüp baktığımızda görüyoruz ki...ABD-Türkiye ilişkilerinde yeniden başa dönüldü.Türkiye'de ise yeni parti tartışmaları...

This is a summary. Read the full article at the original source.

Read full article at halktv