Politics·

ABD’nin Küba raporu: İmparatorluğun 67 yıllık korkusu

ABD’nin Küba raporu: İmparatorluğun 67 yıllık korkusu
Source:birgun

Mesele yalnızca Küba değil. Amerika, kaynakların bulunduğu bölgelerde yeniden egemenlik kurmaya çalışıyor. Nadir mineraller, petrol ve stratejik kaynakların bulunduğu alanlarda yeniden etki alanını genişletmeye çalışıyor. Venezuela da bunun parçası, Küba da bunun parçası, Grönland tartışmaları da aynı çerçevede okunmalı.

Yusuf Tuna Koç ABD Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Küba: 21. Yüzyıl Komünizminin Merkezi başlıklı bir rapor yayınladı. Raporda, devrimden bu yana Washington’ın dönem dönem kullandığı propagandalar toparlanarak, Küba’nın nasıl bir tehdit oluşturduğunun yanı sıra ülke içerisinde Küba destekçisi kesimlerin ve medyanın da ABD için tehdit oluşturduğuna yönelik keskin söylemler yer aldı. Ada ülkesinin giderek ağırlaşan bir ambargo altında olduğu bu dönemde, Trump hükümetinin bu raporla hedeflediklerini, ABD kamuoyunda solun yerini ve Küba’nın geleceğini Purdue Üniversitesinden akademisyen Özgün Basmaz ile konuştuk. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı ve Küba’yı "sol terörün merkezi" olarak tanımlayan raporu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce neden şimdi böyle bir rapora ihtiyaç duyuldu? Bu, Küba’ya yönelik olası bir müdahalenin hazırlığı mı, yoksa ABD’de yükselen sol eğilimleri bastırmaya dönük daha geniş bir stratejinin parçası mı? Bence burada Marco Rubio’nun etkisini özellikle hesaba katmak gerekiyor. Sonuçta kendisi Küba kökenli. Küba meselesine biraz kişisel yaklaşıyor. Burayı kurtarırsa sanki atalarının intikamını alacakmış gibi bir yaklaşımı var. Amerika’daki Kübalı göçmenlerin önemli bir kısmında da benzer bir ruh hali bulunuyor. Çoğu sürgün olarak gelmiş insanlar. İçlerinde burada çok muhafazakâr Hristiyan çevrelere eklemlenmiş, Evanjelik ya da Katolik toplulukların parçası olmuş kişiler var. Kendilerini solda tanımlayan Kübalılar da var ama onlar bile Küba’daki mevcut yönetime karşı lobi faaliyetlerini sürdürüyor. Dolayısıyla ilginç bir Kübalı göçmen profili oluşmuş durumda; siyasi olarak birbirlerinden farklı olsalar bile Küba›daki rejime karşı ortak bir pozisyon alabiliyorlar. Bu raporun ortaya çıkışında Marco Rubio’nun ciddi bir yönlendirmesi olduğunu düşünüyorum. Ama meseleyi sadece onunla açıklamak eksik olur. Bu aynı zamanda "Make America Great Again" söylemiyle yeniden güç kazanan Amerikan emperyalizminin bir parçası. Venezuela politikasıyla da bağlantılı. Hangisinin önce geldiğini söylemek zor; Venezuela süreci mi bunu tetikledi, yoksa bu daha önceden hazırlanmış bir plan mıydı, bunu bilmiyoruz. Ama bana göre burada amaç yalnızca Amerika içindeki solu korkutmak ya da sindirmek değil. Bu çok daha büyük bir emperyal paylaşım mücadelesinin parçası. Önce Venezuela üzerinden ilerlediler. Venezuela’nın düşündükleri kadar kolay çökmeyeceğini gördüler. Venezuela’dan Küba’ya giden yardımlar kesilince bu kez Küba’yı ekonomik olarak boğmaya yöneldiler. Bugün Amerika’nın yaptığı tam olarak bu. Küba’yı öyle bir noktaya getirmek istiyorlar ki artık çaresizlik içinde teslim olsun. Asıl amaç Amerika’nın kendi etki alanını yeniden genişletmesi. Kendi coğrafyasına bu kadar yakın bir yerde Küba gibi sosyalist bir ülkenin varlığını sürdürmesini istemiyor. Bunun tarihsel arka planı da var. Küba Füze Krizi’nden beri bu mesele Amerikan dış politikasında özel bir yere sahip. Şimdi de örneğin 1996’da yaşanan bazı olayları yeniden gündeme getiriyorlar. O döneme ilişkin davaları yeniden açıyorlar. Bütün bunlar aslında daha büyük bir stratejinin parçaları. Yani mesele yalnızca Küba değil. Amerika, kaynakların bulunduğu bölgelerde yeniden egemenlik kurmaya çalışıyor. Nadir mineraller, petrol ve stratejik kaynakların bulunduğu alanlarda yeniden etki alanını genişletmeye çalışıyor. Venezuela da bunun parçası, Küba da bunun parçası, Grönland tartışmaları da aynı çerçevede okunmalı. Amerika’da bizim anladığımız anlamda güçlü bir sol hareket zaten yok. Burada sağlık sigortasının kamusal olması gerektiğini söylediğiniz anda size "Komünist misin?" diye sorabiliyorlar. Kavramlar bile aynı değil. Dolayısıyla bu raporu yalnızca "Amerika’daki solu bastırmak" amacıyla hazırlanmış bir belge olarak görmüyorum. Bunun çok daha büyük bir emperyal güç mücadelesinin parçası olduğunu düşünüyorum. ESAS HEDEF KITADA EMPERYAL KONTROLÜ SAĞLAMAK Raporun devamında yalnızca Küba’daki hükümet değil, Küba’yı destekleyen ya da Küba’ya yakın duran medya kuruluşları ve yayıncılar da hedef alınıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu, içerideki muhalif medya ve sol çevrelere yönelik de bir gözdağı mı? Evet ama ben bunun esas nedeninin bu olduğunu düşünmüyorum. Yani sadece Amerika’daki solu bastırmak için Küba’ya yönelik böyle büyük bir operasyon yürütüldüğünü söylemek doğru olmaz. Bunlar birbirinden farklı ölçeklerde meseleler. Tabii ki bunu yapmışken Küba’yı destekleyen çevreleri de hedef alıyorlar. Hatta doğrudan Küba’yı savunmasa bile sömürgecilik karşıtı, emperyalizm karşıtı söylemleri yükselten çevreleri de baskı altına almaya çalışıyorlar. Özellikle gençlik arasında bu söylemler son dönemde ciddi biçimde yükseliyor. Bunun da önünü kesmeye çalışıyorlar. Bir de şu anda Küba’nın yaşadığı ekonomik sıkıntıları propaganda malzemesi olarak kullanıyorlar. Sürekli "Bakın, sizin çok övdüğünüz komünizm insanları bu hale getiriyor" mesajı veriliyor. Oysa Küba’nın bugün içinde bulunduğu durumun önemli bir kısmı uygulanan ambargoların sonucu. Venezuela’dan gelen yardımlar kesildi, ekonomik abluka giderek ağırlaştırıldı. Yani bugün yaşanan çaresizlikte Amerika’nın kendi politikalarının büyük payı var. Ama bunu tersine çevirerek, sanki yaşananların tamamı sistemin kendi başarısızlığının sonucuymuş gibi sunuyorlar. Bu yüzden şu aşamada doğrudan askeri müdahaleden ziyade ekonomik olarak boğmayı tercih ediyorlar. Küba’yı zayıflatıp içeriden çöktürmeye çalışıyorlar. Ama bu sırada da Küba’yı örnek göstererek anti-komünist propagandayı güçlendiriyorlar. Aynı zamanda sömürgecilik karşıtı ya da emperyalizm eleştirisi yapan insanlara yönelik baskıyı da artırıyorlar. Fakat tekrar söyleyeyim; bütün bu baskılar, Küba’ya yönelik büyük stratejinin yan ürünleri. Asıl hedef yalnızca Amerika’daki solu susturmak değil. Özgün Basmaz RUBIO’NUN SÖMÜRGE VALİLİĞİ HAYALİ Sizce uzun vadede Küba’ya doğrudan bir Amerikan müdahalesi beklemeli miyiz? Ben bekliyorum. Şu anda öncelikli hedefleri Küba’nın içeriden çökmesini sağlamak. Geçen kış New York Times’ta da bazı haberler çıktı. Küba’nın artık Amerikan taleplerini kabul etmeye çok yaklaştığı, çeşitli görüşmeler yürütüldüğü yazıldı. Sonra bu haberler kesildi ama bana göre Amerika hâlâ Küba’nın içeriden düşmesini bekliyor. Eğer bu gerçekleşmezse doğrudan müdahale ihtimalini oldukça yüksek görüyorum. Hatta Trump yönetimi sona ermeden bunun için bir adım atabileceklerini düşünüyorum. Çünkü Cumhuriyetçi çevrelerde Çin karşısında Amerika’nın artık süper güç olma konumunu kaybettiğine dair ciddi bir kaygı var. Gümrük vergilerinden ticaret savaşlarına kadar birçok tartışmanın merkezinde aslında Çin bulunuyor. Dolayısıyla Küba meselesi de bu büyük güç rekabetinin parçalarından biri. Ben Trump hükümetinin dönemi bitmeden bu bölgelerde Amerikan nüfuzunu artırmaya yönelik yeni hamleler görebileceğimizi düşünüyorum. Marco Rubio’nun da burada özel bir rol üstleneceğine inanıyorum. Hatta uzun zamandır Washington’da konuşulan senaryolardan biri, Küba’da Amerikan denetiminde yeni bir yönetim kurulması hâlinde Rubio’nun burada çok önemli bir siyasi pozisyona getirilmesi. Bununla ilgili çeşitli raporlar ve değerlendirmeler de yayımlandı. Dolayısıyla bunun yalnızca günübirlik bir politika değil, uzun vadeli bir proje olduğunu düşünüyorum. TRUMP’IN KAHRAMANLIK HİKAYESİNE İHTİYACI VAR Üç ay sonra ABD›de ara seçimler var. Trump yönetiminin özellikle son dönemde ciddi oy kaybettiği, ara seçimlerde zorlanabileceği konuşuluyor. Küba›ya yönelik bu sertleşen politika biraz da seçim hesabıyla mı ilgili? Daha zayıf bir Kongre aritmetiğiyle Trump aynı sert çizgiyi sürdürebilir mi? Venezuela meselesinde Trump kendisini kahraman gibi sunmayı başardı. Ama İran savaşıyla birlikte asıl kaybını yaşadı. Bugün desteğinin erimesinde İran meselesinin ciddi etkisi var. O yüzden seçimler yaklaşırken yeniden bir "kahramanlık hikâyesi" yaratmak isteyebilir. Bu da ya Küba’ya yönelik doğrudan askeri bir müdahale ya da baskıyı daha da artırarak rejimi çökertmeye dönük yeni adımlar şeklinde olabilir. Ben seçimlerden hemen önce bu konuda yeni gelişmeler görebileceğimizi düşünüyorum. Bir de burada çok önemli bir Latin Amerikalı seçmen kitlesi var. Bu seçmen kitlesi kendi içinde oldukça bölünmüş durumda. Trump’ın göçmen politikalarını destekleyenler de var ama uygulama biçiminden ciddi biçimde rahatsız olanlar da var. Çünkü "yasa dışı göçmenleri sınır dışı edeceğiz" söylemiyle yola çıktılar ama zamanla yasal statü kazanmış insanlara da yöneldiler. Bu nedenle Latin Amerikalı topluluğu içinde Trump’a yönelik destek de zayıflamaya başladı. Küba’ya yönelik sert bir hamle, bu seçmen kitlesini yeniden konsolide etmek için de kullanılabilir. Böyle bir ihtimal var. Fakat burada Demokrat Parti’nin durumunu da konuşmak gerekiyor. Açık söylemek gerekirse Demokratlar çok problemli. Gerçekten ne söyledikleri belli değil. İsrail lobisinden hâlâ ciddi destek alıyorlar. İsrail lobisinden destek alırken bir yandan da sömürgecilik karşıtı bir siyaset geliştiremezsiniz. Bu ikisi birbirini taşımıyor. Bu yüzden Amerika’da ilginç bir tablo oluşuyor. Demokrat Parti’yi de Cumhuriyetçileri de desteklemeyen genç, muhalif bir taban oluşuyor. Ara seçimlerde aslında biraz da bunu göreceğiz. Fakat bugün insanlar Trump’tan çok bunaldıkları için gidip yine Demokratlara oy verebilirler. Ama bu, Demokratları destekledikleri anlamına gelmiyor. Çünkü Demokratlar da burada gerçek anlamda muhalefet yapan bir parti değiller. SOSYALİSTLER GENÇLER İÇİNDE GÜÇLÜ ANCAK PARTİDE ZAYIF Peki Demokrat Parti içinde son dönemde yükselen Mamdani çizgisi ya da DSA’nın (Amerika Demokratik Sostalistleri) etkisi sizce bu tabloyu değiştirebilir mi? Kendi adayları açısından belli başarılar elde ettiler ama Mamdani’nin Demokrat Parti içindeki ağırlığı hâlâ çok yüksek değil. Parti içerisinde hâlâ daha ana akımı temsil eden bir kanat var. Göç meselesini konuşuyorlar, birtakım sosyal sorunlardan söz ediyorlar ama Mamdani’nin temsil ettiği çizgi farklı. Alexandria Ocasio-Cortez, Bernie Sanders, İlhan Omar ya da Mamdani gibi isimlerin bulunduğu kanat, yaşananları açık biçimde sömürgecilik üzerinden okuyabiliyor. Ancak bu çizgi parti içerisinde hâlâ marjinalleştiriliyor. Buna rağmen tabanda yayılıyor. Özellikle gençlerde karşılığı artıyor. Ama bunun ara seçimlerde ne ölçüde sonuç üreteceğini öngörmek kolay değil. Çünkü şu anda herkesin temel motivasyonu Trump’a tepki göstermek. İran savaşı da bunun üzerine eklendi. Buradaki ruh halini Türkiye’den anlatmak gerçekten zor. Mesela insanlar "Benzin fiyatları arttı. Bizim İran’da ne işimiz var?" diye tepki veriyorlar. Ama bu tepki ideolojik bir zemine oturmuyor. Buradaki siyasal bilinç bizim alışık olduğumuz biçimde değil. Sen bana "Amerika’da sol hareket var mı?" diye soruyorsun. Ben açıkçası burada gerçek anlamda güçlü bir sol hareket olduğunu düşünmüyorum. Burada sosyal demokrasi düzeyindeki talepler bile komünizm olarak damgalanıyor. Sağlık hizmetlerinin kamusal olması gerektiğini söylediğiniz anda insanlar sizi komünist ilan edebiliyor. Dolayısıyla burada "sol" diye tanımlanan kesimin önemli bir bölümü daha çok kimlik siyaseti üzerinden hareket ediyor. Kapitalizmi ya da küresel kapitalist bölüşüm ilişkilerini sistematik olarak sorgulayan bir sol oldukça küçük. Daha çok üniversite çevrelerinde bulunuyor. Üniversitelerin bu kadar hedef alınmasının nedenlerinden biri de bu zaten. Bu nedenle ben Küba meselesini de esas olarak daha büyük bir emperyal paylaşım mücadelesinin parçası olarak görüyorum. Seçimlerden hemen önce bunun yeniden gündeme gelmesi şaşırtıcı olmaz. Uzun vadede ise Amerika’nın Küba’yı ya ekonomik baskıyla ya da doğrudan müdahaleyle kendi etki alanına katmaya çalışacağını düşünüyorum. Amaç, Küba’yı Hawaii ya da Porto Riko benzeri, Amerikan nüfuzunun tam anlamıyla hâkim olduğu bir yapıya dönüştürmek; tıpkı Venezuela’da yapmak istedikleri gibi Amerikan şirketlerinin önünün tamamen açıldığı bir düzen kurmak.

This is a summary. Read the full article at the original source.

Read full article at birgun