Beyannamelerde kalan insan hakları

Özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra güçlenen insan hakları ile ilgili düzenlemeler, o döneme kadar ki savaşların, iç karışıklıkların, soykırımların ve katliamların artık sona ermesi için hazırlanmıştır Özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra güçlenen insan hakları ile ilgili düzenlemeler, o döneme kadar ki savaşların, iç karışıklıkların, soykırımların ve katliamların artık sona ermesi için hazırlanmıştır. Zira, 20. yüzyılda şiddet sonucu öldürülenlerin sayısı 170 milyon kişiyi bulmakta idi.İki dünya savaşı arasında milyonlarca insanın hayatına sebepsiz yere çıkan karışıklarla beraber son verilmiştir. Ukrayna'da 1932- 1934 yılları arasında yedi milyon insan şiddet eylemleri sonucunda öldürüldü.Nazi Almanya'sındaki Yahudi soykırımları, Komünist Rusya'da Stalin döneminde gerçekleştirilen toplu katliamlar, Çin'deki kültür ihtilalleri vs. savaşlar, iç çatışmalar veya katliamlarda milyonlarca insan öldürülmüştür. [31]1945 yılında Hiroşima'ya atılan atom bombasının tesiriyle 140 bin kişi...
Beyannamelerde kalan insan hakları Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra güçlenen insan hakları ile ilgili düzenlemeler, o döneme kadar ki savaşların, iç karışıklıkların, soykırımların ve katliamların artık sona ermesi için hazırlanmıştır 17.07.2026 00:03:00 Haber Merkezi Haber Merkezi Özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra güçlenen insan hakları ile ilgili düzenlemeler, o döneme kadar ki savaşların, iç karışıklıkların, soykırımların ve katliamların artık sona ermesi için hazırlanmıştır. Zira, 20. yüzyılda şiddet sonucu öldürülenlerin sayısı 170 milyon kişiyi bulmakta idi. İki dünya savaşı arasında milyonlarca insanın hayatına sebepsiz yere çıkan karışıklarla beraber son verilmiştir. Ukrayna'da 1932– 1934 yılları arasında yedi milyon insan şiddet eylemleri sonucunda öldürüldü. Nazi Almanya'sındaki Yahudi soykırımları, Komünist Rusya'da Stalin döneminde gerçekleştirilen toplu katliamlar, Çin'deki kültür ihtilalleri vs. savaşlar, iç çatışmalar veya katliamlarda milyonlarca insan öldürülmüştür. 1945 yılında Hiroşima'ya atılan atom bombasının tesiriyle 140 bin kişi hayatını kaybetmiş, yayılan radyasyonun etkisi 300 bin kişide görülmüştür. Bu vahşet tablosu karşısında bir tedbir olarak insan hakları konusu Uluslararası beyanname ve sözleşmelerle gündem edildi. 1945 yılında Birleşmiş Milletler Anlaşması'nın amaçları arasında sayılan İnsan Haklarına saygı ilkesi, 1948 yılında kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile kesinlik kazandı. 1949 yılında NATO'yu kuran Washington Anlaşması'nın önsözünde üye ülkelerin demokrasiye ve insan haklarına bağlılıkları vurgulandı. 4 Kasım 1950'de Roma'da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi imzalandı. Böylece Avrupa konseyine üye devletler insan haklarını artık bir iç mesele saymayacaklarını kabul ettiler. Konu uluslararası bir boyut kazandı. 1961'de Torino'da imzalanan Avrupa Sosyal Yasası, sosyal haklar konusunda önemli düzenlemeler getirdi. Nitekim başlangıç bölümünde, sosyal hakların, insan hakları ile olan bağlantısına değinilmektedir. 1966 yılında ülkelere imzaya açılan Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi uluslararası boyutta ekonomik ve sosyal hakları düzenleyen bir metindir. 1970'lerde "Uluslararası İnsan Hakları Hukuku" diye anılan özerk bir hukuk oluşturuldu. 1 Kasım 1998'de Avrupa İnsan Hakları Divanı çalışmalarına başladı. İnsan hakları konusundaki son döneme ait en önemli belge, şüphesiz İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'dir. Beyannamenin giriş bölümünde "insan haklarını göz ardı eden ve hiçe sayan barbarca hareketlerin, insan vicdanını galeyana getirdiği..." vurgulanmaktadır. Savaşların yıkıcı etkilerine dikkat çekmek için konulan bu madde ile, kuvvete başvurulması yasaklanmaktadır. Acaba bu kurala devletler bağlı kalmışlar mıdır? Bosna'da, Kosova'da, Çeçenistan'da yaşanan dramlar, Filistin'in işgali ve ABD'nin Afganistan'ı ve Irak'ı işgali, İsrail ile Arap ülkeleri arasında 1948, 1956, 1967, 1973 yıllarında cereyan eden savaşlar, İsrail'in Lübnan'ı işgali ve ABD'nin nerede ise ortalama her yıl bir ülkeyi bombalaması, BOP çerçevesinde 22 islam ülkesinde başlattığı iç isyanlar ve çıkarttığı terör eylemleri, başta Libya ve Suriye'de yaptıkları Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi'nin bu maddesinin açıkça ihlal edildiğinin örneklerinden sadece birkaçıdır. "– Nitekim İsrail saldırılarında ambulanslar hedef alınmıştır ve yardım kuruluşları İsrailli yetkililerin izni alınmış olunmasına rağmen, kurtarma girişimlerinden ve insancıl yardım ulaştırmaktan vazgeçmeye zorlanmıştır. – Lübnan'ın güneyinde, İsrail'in boşaltma emri verdiği alanlarda emre uygun olarak şehir ve köylerden kaçan insan konvoyları, İsrail güçleri tarafından bombalanmıştır. – Siviller, özellikle çocuklar çatışma sonrasında bile ölmeye veya yaralanmaya devam etmektedir. Çünkü, İsrail yoğun olarak misket bombası kullanmıştır ve bunların yaklaşık bir milyonu sivil alanlara patlamamış olarak dağılmıştır" "1945 ile 1983 yılları arasında Afrika, Orta Amerika ve Asya'da iç çatışmalar ve diğer şiddet eylemleri sonucunda öldürülenlerin sayısı 20 milyona yaklaştı. Sadece Guatemala'da 1960 ile 1990 arasındaki içi savaşta ölenlerin sayısı 200 bin kişiydi" 1996 yılında Gürcistan'da yaşanılan çatışmalarda 17 bin 500 kişi hayatını kaybetti. 475 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yine 1996'da Azerbaycan toprakları olan Yukarı Karabağ'a yönelik işgal sebebiyle Azerbaycan ile Ermenistan arasında çıkan çatışmalarda 55 bin kişi öldü. 1 milyon 700 bin kişi göç etmek zorunda kaldı. Libya, Irak, Suriye'de milyonlarca insanın katledilmesi, yüzbinlerce kadının ırzına geçilmesi, Ebu Garip hapishanesindeki insanlık dışı işkenceler, insan hakkının sadece kâğıtta kaldığının en önemli delilleridir. Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi, beyannamelerde yazılanlar hiçe sayılmaktadır. İnsan hakları sadece siyasi ve ideolojik bir koz haline getirilmiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli) İki dünya savaşı arasında milyonlarca insanın hayatına sebepsiz yere çıkan karışıklarla beraber son verilmiştir. Ukrayna'da 1932– 1934 yılları arasında yedi milyon insan şiddet eylemleri sonucunda öldürüldü. Nazi Almanya'sındaki Yahudi soykırımları, Komünist Rusya'da Stalin döneminde gerçekleştirilen toplu katliamlar, Çin'deki kültür ihtilalleri vs. savaşlar, iç çatışmalar veya katliamlarda milyonlarca insan öldürülmüştür. 1945 yılında Hiroşima'ya atılan atom bombasının tesiriyle 140 bin kişi hayatını kaybetmiş, yayılan radyasyonun etkisi 300 bin kişide görülmüştür. Bu vahşet tablosu karşısında bir tedbir olarak insan hakları konusu Uluslararası beyanname ve sözleşmelerle gündem edildi. 1945 yılında Birleşmiş Milletler Anlaşması'nın amaçları arasında sayılan İnsan Haklarına saygı ilkesi, 1948 yılında kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile kesinlik kazandı. 1949 yılında NATO'yu kuran Washington Anlaşması'nın önsözünde üye ülkelerin demokrasiye ve insan haklarına bağlılıkları vurgulandı. 4 Kasım 1950'de Roma'da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi imzalandı. Böylece Avrupa konseyine üye devletler insan haklarını artık bir iç mesele saymayacaklarını kabul ettiler. Konu uluslararası bir boyut kazandı. 1961'de Torino'da imzalanan Avrupa Sosyal Yasası, sosyal haklar konusunda önemli düzenlemeler getirdi. Nitekim başlangıç bölümünde, sosyal hakların, insan hakları ile olan bağlantısına değinilmektedir. 1966 yılında ülkelere imzaya açılan Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi uluslararası boyutta ekonomik ve sosyal hakları düzenleyen bir metindir. 1970'lerde "Uluslararası İnsan Hakları Hukuku" diye anılan özerk bir hukuk oluşturuldu. 1 Kasım 1998'de Avrupa İnsan Hakları Divanı çalışmalarına başladı. İnsan hakları konusundaki son döneme ait en önemli belge, şüphesiz İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'dir. Beyannamenin giriş bölümünde "insan haklarını göz ardı eden ve hiçe sayan barbarca hareketlerin, insan vicdanını galeyana getirdiği..." vurgulanmaktadır. Savaşların yıkıcı etkilerine dikkat çekmek için konulan bu madde ile, kuvvete başvurulması yasaklanmaktadır. Acaba bu kurala devletler bağlı kalmışlar mıdır? Bosna'da, Kosova'da, Çeçenistan'da yaşanan dramlar, Filistin'in işgali ve ABD'nin Afganistan'ı ve Irak'ı işgali, İsrail ile Arap ülkeleri arasında 1948, 1956, 1967, 1973 yıllarında cereyan eden savaşlar, İsrail'in Lübnan'ı işgali ve ABD'nin nerede ise ortalama her yıl bir ülkeyi bombalaması, BOP çerçevesinde 22 islam ülkesinde başlattığı iç isyanlar ve çıkarttığı terör eylemleri, başta Libya ve Suriye'de yaptıkları Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi'nin bu maddesinin açıkça ihlal edildiğinin örneklerinden sadece birkaçıdır. "– Nitekim İsrail saldırılarında ambulanslar hedef alınmıştır ve yardım kuruluşları İsrailli yetkililerin izni alınmış olunmasına rağmen, kurtarma girişimlerinden ve insancıl yardım ulaştırmaktan vazgeçmeye zorlanmıştır. – Lübnan'ın güneyinde, İsrail'in boşaltma emri verdiği alanlarda emre uygun olarak şehir ve köylerden kaçan insan konvoyları, İsrail güçleri tarafından bombalanmıştır. – Siviller, özellikle çocuklar çatışma sonrasında bile ölmeye veya yaralanmaya devam etmektedir. Çünkü, İsrail yoğun olarak misket bombası kullanmıştır ve bunların yaklaşık bir milyonu sivil alanlara patlamamış olarak dağılmıştır" "1945 ile 1983 yılları arasında Afrika, Orta Amerika ve Asya'da iç çatışmalar ve diğer şiddet eylemleri sonucunda öldürülenlerin sayısı 20 milyona yaklaştı. Sadece Guatemala'da 1960 ile 1990 arasındaki içi savaşta ölenlerin sayısı 200 bin kişiydi" 1996 yılında Gürcistan'da yaşanılan çatışmalarda 17 bin 500 kişi hayatını kaybetti. 475 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yine 1996'da Azerbaycan toprakları olan Yukarı Karabağ'a yönelik işgal sebebiyle Azerbaycan ile Ermenistan arasında çıkan çatışmalarda 55 bin kişi öldü. 1 milyon 700 bin kişi göç etmek zorunda kaldı. Libya, Irak, Suriye'de milyonlarca insanın katledilmesi, yüzbinlerce kadının ırzına geçilmesi, Ebu Garip hapishanesindeki insanlık dışı işkenceler, insan hakkının sadece kâğıtta kaldığının en önemli delilleridir. Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi, beyannamelerde yazılanlar hiçe sayılmaktadır. İnsan hakları sadece siyasi ve ideolojik bir koz haline getirilmiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
This is a summary. Read the full article at the original source.
Read full article at yenimesaj
