Bir zamanlar yürütülen propaganda... Devletin 'NATO' mesaisi... Menderes'in kayıp belgesi

Gördüğünüz arşiv belgeleri tarihsiz. Türkiye 18 Şubat 1952'de NATO'ya üye oldu; içeriklerinden yola çıkılarak, belgelerin o tarihe denk gelen günlere ait olduğu düşünülebilir.Belgelerde sorulara yanıt veren makamlar belli de soruları soran makam belli değil. Ancak yanıtçı makamlar arasında Meclis Başkanı da bulunduğuna göre, “ev ödevi”ni devletin en üst temsili makamının, yani dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın verdiği sonucuna varılabilir. Zaten devlet politikası düzeyinde yürütülen NATO'ya giriş sürecini doğrudan Bayar yönetmişti.Sorular ve yanıtlar eğitim çalışması izlenimi bırakıyor. Anlaşılan Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenler, NATO hakkında bilinç oluşturmaya çalıştılar. Bu bilincin sonraları halka NATO propagandası biçiminde yansıdığı bir gerçek.MECLİS BAŞKANI YANITLADI: 'NATO'NUN GAYESİ NEDİR'Birinci belge Meclis Başkanı'na sorulan soruya ve onun verdiği yanıta ilişkin. Soru şöyle; “Atlantik Paktının gayesi nedir?” Meclis Başkanı şöyle yanıt vermiş:“Atlantik Paktının gayesi sulhtur. Sulha kasteden mütecavizler muazzam silahlı kuvvetlere sahiptirler. Bunlara karşı durabilmek ve sulhu korumak için kuvvetli bulunmak lazımdır. Bu sebeple, Atlantik Paktına taraf olan 14 hür Devlet, bugünkü dünya şartları dolayısiyle halen kuvvet ve kaynaklarının büyük kısmını savunma hazırlıklarına hasretmişlerdir. NATO gün geçtikçe kuvvetlenmektedir. Bu hazırlıklardan maksat, tecavüze vukuundan evvel mani olmak suretiyle sulhu korumaktır.Buna rağmen Atlantik Paktı Devletleri bir tecavüz karşısında kalırlarsa, mevcud maddi ve manevi bütün imkânlarına başvurarak mukabele etmeye azmetmişlerdir. Çünki, Türkiyenin ve bütün diğer hür ve demokrat milletlerin hep birlikte iman ettikleri istiklal, hürriyet, tesamüh, iktisadi gelişme ve sosyal adalet idealleri ancak sulh içinde gerçekleşebilir."DIŞİŞLERİ BAKANI YANITLADI: 'BM İLE NATO ARASINDAKİ MÜNASEBETLER NELERDİR'Dışişleri Bakanı'na (üç nolu belge) "Birleşmiş Milletler Teşkilatı ile Atlantik Paktı arasındaki münasebetler nelerdir" sorusu sorulmuş. Bakan üç paragraflık yanıtında, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Birleşmiş Milletler'in kuruluş amaçlarını sıraladıktan sonra, neredeyse NATO'yu Birleşmiş Milletler'in bir yan kuruluşu gibi betimlemiş:“Birleşmiş Milletler içinde Kuzey Atlantik Camiası adını verdiğimiz Devletler de, bu gayelere erişmek maksadile aralarında daha sıkı bir işbirliği yapmak için, Birleşmiş Milletler Andlaşmasının VIII'inci Faslının verdiği imkanlara dayanarak, Atlantik Paktı Teşkilatını vücuda getirdiler.Atlantik Paktının başlangıç kısmında, Birleşmiş Milletler Andlaşmasının gaye ve prensipleri teyid edilmiş bulunmaktadır. Böylece, Atlantik Paktı, Birleşmiş Milletler Andlaşmasına uygun ve tamamen tedafui mahiyette bir Andlaşmadır.”MİLLİ SAVUNMA BAKANI YANITLADI: 'TÜRKİYE VE YUNANİSTAN'LA NATO KUVVETLENDİ Mİ'Dördüncü belgede Milli Savunma Bakanı, “Türkiye ve Yunanistan'ın Atlantik Paktına dahil olmaları ile Pakt daha kuvvetlenmiş midir” sorusuna olumlu yanıt veriyor. Yanıtının olumlu olmasını “iki asker milletin kahraman ordularının” Pakta yapacağı katkıyla, iki ülkenin stratejik konumuyla, Türkiye ve Yunanistan'ın Pakta yapacağı insan gücü ve kaynak katkısıyla gerekçelendirmesinin ardından son paragrafta şunları belirtmiş:“Bundan başka, uzun tarihleri boyunca istiklal ve hürriyeti her şeyden üstün saymış bu iki milletin Pakta katılmaları, Atlantik camiası için manevi bakımdan da büyük bir kazanç olmuştur.”GENELKURMAY BAŞKANI EN ÇETREFİLLİ SORUYU YANITLADIBeşinci belgede Genelkurmay Başkanı var. En çetrefil sorular ona sorulmuş, en teknik denilebilecek yanıt da onunki. “Atlantik Paktı Teşkilatı tecavüz emellerini önlemiş midir? istikbalde de buna muvaffak olabilecekmidir” diye sorulmuş. Genelkurmay Başkanı, savaşların külfetli hale gelmesinin milletleri kaynaklarını birleştirerek ortak savunma yapmaya yönelttiğine işaret etmiş. Arkasından “tecavüz emelleri besledikleri hadiselerle sabit olanların muazzam askeri kuvvet ve kaynaklara sahip olduklarını” belirtmiş. “Böyle bir kuvvete ancak kuvvetle ve hazırlıklı bulunmak suretile karşı durulabileceği” için, Atlantik Paktı devletleri bu nedenle birleşmiş.Genelkurmay Başkanı'nın sorunun ikinci kısmına yanıtı şöyle:“Hür dünya milletlerinin bu şekilde kuvvetlenmesi ve hazırlanması muhtemel mütecavizlerin muvaffakiyet imkanlarını azalttığı için, tecavüz emellerini önliyecek mahiyettedir. Hür memleketlerin kuvvet ve hazırlığı arttığı nisbette dünya sulhunu tehdid eden tecavüz ihtimalleri azalacaktır.”MİLLİ EĞİTİM BAKANI YANITLADI: 'NATO'NUN SOSYAL VE KÜLTÜREL GAYELERİ NE'Milli Eğitim Bakanı'na Atlantik Paktı'nın sosyal ve kültürel alandaki gayelerinin neler olduğu sorulmuş (altıncı belge). Atlantik Paktı ordularının “müşterek medeniyeti” koruyacaklarını belirterek başlayan Bakan, “müşterek medeniyetin esasları”nı “hür müesseseler,” “insan hakları,” “insanlık ve barış idealleri” biçiminde açıklamış. Bakana göre, “bu idealler olan iman, Atlantik ordularının manevi kudretini teşkil eder.”Milli Eğitim Bakanı son olarak şunları ifade etmiş:“Atlantik Devletleri Paktının 2.inci maddesi gereğince, aralarındaki iktisadi refahı artıracak tarzda işbirliği yapacaklar, hür müesseselerini takviye ve bu müesseselerin temeli olan kültür kıymetlerinin daha iyi anlaşılmasını temin edeceklerdir. Çünkü her savunma sistemi, sağlam bir iktisadi düzen, ileri bir kültür ve içtimai adalete dayandığı nisbette müessirdir.”MALİYE BAKANI YANITLADI: 'NATO'YA GİREREK MALİ KÜLFETLERE GİRMİŞ OLMUYOR MUYUZ'Yedinci belge Maliye Bakanı'na yöneltilen soruya ve bakanın yanıtına ilişkin. “Atlantik Paktına dahil olmakla büyük mali külfetlere girmiş olmuyor muyuz” sorusuna Bakan şu yanıtı vermiş:“Memleketimiz bütün dünyayı tehdid eden büyük tehlike karşısında savunma gücünün yükünü uzun zaman tek başına taşımıştır. Bu müddet zarfında iktisadi ve mali kaynaklarımızın büyük kısmını kahraman ordumuzun ihtiyaçlarına seve seve tahsis ettik. Şüphesiz, bu paraları iktisadi kalkınmamız için harcamak imkânına sahip bulunsaydık umumi refah seviyemiz daha tatmin edici olabilirdi. Fakat istiklalini her şeyin fevkinde tutan ve hakiki bir iktisadi kalkınmanın ancak hürriyet içinde kabil olduğunu bilen Türk milleti, ordusu için en ağır fedakârlıklardan çekinmemiştir ve bunları en tabii bir şekilde karşılamaktadır.Atlantik Paktına girmekle savunma gayretlerimiz için yeni mali külfetler ilave edilmiş olmayacaktır. Atlantik memleketleri arasındaki karşılıklı yardımlaşma sayesinde bize yapılan yardımların daha da artacağı beklenmektedir. Diğer taraftan kendi savunma gayretlerimizle 13 Müttefikimizin artan savunma gayretlerinin birleştirilmiş olması da emniyetimiz için büyük kazançtır.”MENDERES'İN KAYIP BELGESİDikkatinizden kaçmamıştır; iki nolu belge yok. Dönemin devlet hiyerarşisine göre Meclis Başkanı'ndan sonra Başbakan geliyordu. Bu durumda iki nolu belgenin Başbakan Adnan Menderes'e sorulmuş sorulara ve Menderes'in yanıtına ilişkin olması gerekiyor. Başka bakanlara sorular soruldu mu bilmiyoruz, ama belgeler birden üçe atladığına göre, Menderes'e sorulduğundan hemen hemen emin olabiliriz. Bakarsınız bir gün iki nolu belgenin encamını öğrenebiliriz.Hasan BögünOdatv.com
This is a summary. Read the full article at the original source.
Read full article at odatv4
