İsimler değişiyor, sonuç değişmiyor: Güvenin kısır döngüsü

Bu yazının konusu, Haluk Levent'in suçlu ya da suçsuz olup olmadığı değil. İlgilendiğim soru başka:Toplum, geçmişinde tartışmalı olaylar yaşamış birine neden büyük güven duyuyor? Daha önemlisi, bu güven nasıl oluşuyor ve neden kolay kolay sarsılmıyor?Muhafazakârların Fethullah Gülen'e yıllarca neden ve nasıl güvendiğini bu köşede yazdım. Amacım kişileri tartışmak değil, topluma ayna tutmak. Çünkü isimler değişiyor ama güvenin psikolojisi pek değişmiyor.Psikologlar ve sosyologlar, insanların neden bazı kişilere güçlü biçimde bağlandığını ve bu güveni hangi mekanizmaların ayakta tuttuğunu araştırıyor. Şöyle diyorlar:-İnsan zihni tarafsız çalışmıyor. Çoğu zaman önce inanmak istediği sonuca karar veriyor, ardından o inancı destekleyecek gerekçeler buluyor. Psikolojide buna güdülenmiş akıl yürütme deniyor...Sonra, sadece inancını doğrulayan bilgileri görüyor, tersini ise ya önemsiz buluyor ya da görmezden geliyor. Bunun adı doğrulama yanlılığı...Keza: İnsanlar bazen bir kişiyi kendilerinden biri olarak gördükleri için güveniyor. Sosyal bilimlerde buna "kimlik temelli güven" deniyor...Bu yüzden toplum, çoğu zaman kişilere değil, onlar hakkında kurulan hikâyelere inanıyor...Açayım:“EN GÜVENİLİR KİŞİ”İnsanlar, bir kişi hakkında duydukları güveni nasıl oluşturuyor? Bu sorunun cevabını sadece yaşanan olaylarda değil, insan zihninin çalışma biçiminde de aramak gerekiyor: İnsan düşünme biçimini inceleyen bilişsel psikolog Jerome Bruner'e göre insan, tek tek bilgileri değil, o bilgilerin oluşturduğu genel kanaati esas alıyor... Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman ise beynin her bilgiyi ayrıntısıyla incelemediğini, karar vermeyi kolaylaştıran zihinsel kestirme yollar kullandığını belirtiyor...Bu yüzden bir kişi kamuoyunun karşısına bir süre olumlu görüntülerle çıktığında, insanlar ona farklı gözle bakmaya başlıyor.Özellikle o sürede aynı haberler ve davranışlar öne çıktığında, zihin bunları o kişinin en belirgin özelliği olarak kabul etmeye başlıyor. Böylece geçmişteki tartışmalar tamamen silinmese bile, karar verirken ikinci plana itiliyor. İnsanlar çoğu zaman kişi hakkında zihninde en güçlü yer eden bu yeni izlenime göre hüküm veriyor. Yardım eden, fedakâr, zor zamanlarda öne çıkan bir kimlik sürekli görünür olduğunda, o görünüm geçmişin önüne geçiyor. Evet zihin, yeni izlenimi esas alarak eski bilgileri geri plana itiyor. Geçmiş ortadan kalkmıyor sadece daha güçlü bir görüntünün arkasında görünmez hale geliyor...Toplumsal güven çoğu zaman bu mekanizmayla oluşuyor: İnsanlar tüm biyografiyi değil, hafızalarında en baskın yeri tutan yeni izlenimi esas alıyor. Ve o kişiyi, “en güvenilir” ilan ediyor! Toplum, güven üretme biçimini değiştirmedikçe isimler değişecek ama yaşanan/yaşanacak olaylar hiç değişmeyecek. BEN DE YAŞADIMYukarıda değindiğim güven üretme biçiminin somut bir örneğini ben de yaşadım:2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce, Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçimi kazanamayacağını yazdım. İtirazım kişisel değil tamamen siyasi analizime dayanıyordu. Ancak o günlerde birçok kişi bunu böyle okumadı. İlk bölümde sözünü ettiğim güdülenmiş akıl yürütme ve doğrulama yanlılığı devreye girdi. Kılıçdaroğlu'nun kazanacağına inanan geniş kesim, bu beklentiyi doğrulayan her değerlendirmeyi sorgulamadan benimsedi. Aksini söyleyenler ise öngörülerinin doğruluğu üzerinden değil, niyetleri üzerinden yargılandı, karşı tarafın sözcüsü olmakla suçlandı. Bu süreçte eleştirel mesafesini yitirmiş kimi gazeteciler tartışmayı, fikirler üzerinden yürütmek yerine, kişileri itibarsızlaştırmanın aracı haline getirdi.Böylece tartışmanın ekseni değişti. Söylenenin doğruluğu yerine söyleyenin kimliği öne çıktı. Oysa düşüncenin değeri, sahibinden değil, gerçekle kurduğu ilişkiden doğar...Aradan zaman geçti... Seçim kaybedildi... Ardından CHP'de başlayan iç tartışmalar ve butlan davası, Kılıçdaroğlu'na yönelik kamuoyu algısını belirgin biçimde değiştirdi. Dün onu sorgulanamaz görenlerin önemli bölümü, bugün aynı kişiyi en ağır sözlerle eleştiriyor, güvenilmez biri olarak nitelendiriyor. Psikoloji açısından dikkat çekici olan tam bu değişim: Aynı insan, aynı geçmiş... Değişense, büyük ölçüde biyografi değil, insanların o biyografiyi okuma biçimi... Dün güveni besleyen gelişmeler hangi bilgileri öne çıkarıyorsa, bugün güveni sarsan gelişmeler başka bilgileri öne çıkarıyor! Sorun, tek tek kişiler değil, onlara nasıl inandığımız... Aynı güven mekanizması değişmediği sürece, isimler değişse de benzer tartışmalar daima yaşanmaya devam edecek...Soner YalçınOdatv.com
This is a summary. Read the full article at the original source.
Read full article at odatv4
