Kitaptan röportaj: Sevim Kahraman... Silivri'nin görünmeyen yüzü

Sevim Kahraman, “Ada’nın Kırık Terazisi” adlı kitabında tutuklulukların geride kalan ailelerde açtığı yarayı kayda geçirdi. Odatv yazarı Saliha Deren 'kitaptan röportaj' serisinde Kahraman’ın önsözündeki tanıklığı ele alıyor...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 19 Mart operasyonlarının ardından tutuklanan belediye başkanları ve bürokratların aileleri, yaşadıkları süreci görünür kılmak ve ortak bir adalet mücadelesi yürütmek amacıyla Aile Dayanışma Ağı’nı kurdu. Kitabın adındaki “Ada” da bir coğrafyayı değil, bu oluşumun baş harflerinden meydana gelen ADA’yı ifade ediyor.Yazar Sevim Kahraman, Temmuz 2026’da Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan “Ada’nın Kırık Terazisi – Aile Dayanışma Ağı’nın Adalet Mücadelesi” adlı kitabında, tutuklulukların geride kalan ailelerin hayatında açtığı yarayı onların tanıklıklarıyla kayda geçirdi. Kahraman’ın kendisi de tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın eşi olarak aynı bekleyişin, özlemin ve mücadelenin içinde yer alıyor.Sevim Kahraman YanardağKitapta CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu; görevden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in kızı ve avukatı Seraf Özer; eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun eşi ve avukatı Tuba Torun Erdoğdu; İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce’nin eşi Filiz Kahveci Gökce; İBB Başkan Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un eşi Gözdem Ongun; Esenyurt Belediyesi çalışanı Cem Alper Akyüz’ün annesi Seher Akyüz; eski Medya AŞ Genel Müdürü İpek Elif Atayman’ın oğlu Efe Çakır ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin eşi Gözde Bahçetepe ile yapılan söyleşiler bulunuyor.Farklı ailelerin yaşadıkları birbirinden ayrı görünse de anlatılanlarda aynı bekleyiş, aynı belirsizlik ve aynı adalet arayışı öne çıkıyor. Kahraman, hukuki süreçlerin yalnızca cezaevindeki kişileri değil; dışarıda kalan eşleri, çocukları, anneleri ve babaları da kuşatan yönünü anlatıyor. “Ada’nın Kırık Terazisi” böylece bir söyleşi kitabının ötesine geçerek, Türkiye’nin yakın dönemine ailelerin gözünden düşülmüş bir kayıt niteliği kazanıyor.Türkiye’de ilk kez Odatv’de gerçekleştirdiğimiz ‘Kitaptan röportaj’ serisine Sevim Kahraman ile devam ediyoruz.Kitabın önsözünde “Hepimizin bir parçası orada, Silivri zindanında” diyorsunuz. Bu cümle sizin için ne ifade ediyor?Kiminin eşi, kiminin kızı ya da oğlu, kiminin annesi ya da babası. Kiminin dostu arkadaşı, kiminin yaşam kahramanı. Bir yerden bildik bir tanıdık hep. Bir parçamız, yüreğimiz orada: Silivri zindanında...Benim de eşim Merdan Yanardağ içeride, haksız ve hukuksuz biçimde birçok kişinin içeride olması gibi... Son iktidar döneminde üçüncü kez hem de... Neden olduğunu burada anlatmayacağım, hepimiz biliyoruz, biliyorsunuz. Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi’sinde katilin kim olduğunu herkesin bilmesi gibi... Gazeteciliği hakkıyla yapmak diyelim kısaca ya da Merdan Yanardağ olmak. Direncin adı olmak kolay değil. Gerçek bir yurtsever ve sosyalist bir insan olmanın bedeli ağır.Bir gazetecinin tutuklanması ailesinin yaşamını nasıl değiştiriyor?Çocuklara anlatmak zor yaşadığımız memleket meselelerini ama benim 12 yaşındaki oğlum Cem, yaşadığımız tüm gerçekliğin farkında. Merdan Yanardağ’ın oğlu olmanın haklı gururunu taşıyor. “Babamla gurur duyuyorum” diyor ve “Onu çok özlüyorum” diye ekliyor. Sarılıp kalıyoruz öylece... Sonra yaşadığımız bu haklı gururun hakkını vermek için yeniden ayağa kalkıyoruz, mücadeleye devam, diyoruz gülümseyerek. Cem’in hafta sonu futbol maçında babası için atacağı gollerin hayallerinde geziniyoruz. “Gol olmasa da olur” diyorum, “Sen çok iyi oyna yeter.”Yaşamak direnmektir! Ve biz hep direniyoruz.Çocuklarımız en güzel çağlarını neden Silivri zindanının kontrol noktalarında, bekleme salonlarında, ziyaret alanlarında geçirsinler? Kırmızı Pazartesi demiştik. Hepimiz biliyoruz.Gerçeği yazmak, konuşmak uzun bir süredir ülkemizde yapılamıyor. Esir tutulan gazetecilerin ortak özelliğidir gerçeğin peşinde koşmak. Ne kadar esir tutulurlarsa tutulsunlar değişmeyecek tek gerçek budur. Bedeli ağırdır. Ödüyoruz kaçıncı kez... Bir eş olarak, bir anne olarak ve en önemlisi de gerçeğe bağlı kalmayı göze alarak...Gazeteciliğin toplumdaki işlevinin unutturulduğunu mu düşünüyorsunuz?Topluma, gazeteciliğin aynı zamanda kamu adına denetim görevi olduğu unutturuldu. Demokrasinin temel unsurlarından biridir oysa bağımsız ve dürüst gazetecilik. Sansür ve otosansüre boyun eğmemektir.Bu kadar gelir eşitsizliğinin yaşandığı, işçi ve emeklinin sömürüldüğü, kadın ve çocuk cinayetlerinin çığ gibi arttığı, iktidara muhalefet edenlerin suçlu muamelesi gördüğü, dahası haksız ve hukuksuz bir biçimde tutuklandığı, yanı başımızdaki savaşa ne kadar tepki gösterdiğimizi tartışırken, gazetecilerin bu gerçekleri yazmayacağını düşünmek gerçekçi değildir.Tutukluluğun ardından evinizde ve gündelik yaşamınızda neler değişti?Dokuz ayda yaşamımız günden güne değişti ve değişmeye devam ediyor. En basit gündelik rutinlerimiz evimizin bir üyesinin tutuklanmasıyla elbette değişecekti. Artık, ne kadar süreceği belli olmayan bir zaman dilimini, bir eksik yaşıyoruz. Oğlum Cem’in “Babamı çok özlüyorum anne” dediği zamanlar sıklaşıyor. Sesinin tonundaki tedirginliğin artmaması için elimden geleni yapıyorum. Ama umudumuz her zamanki gibi tazeliğini koruyor ve koruyacak, inanacağımız tek gerçek kalsa bile böyle olacak. Merdan’ın en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşmasını umuyoruz. Bu konuda yalnız değiliz, ailelerimiz, dostlarımız, arkadaşlarımız ve Merdan’ın gazeteci dostları bizi hiç yalnız bırakmadılar. Haftalarca, Merdan’ın ve tutuklu gazetecilerin özgürlüğü için kitaplarını imzaladık, Merdan’ın sevenleri ile söyleşiler düzenledik. Sesimizi topluma duyurmaya, kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştık. Tutsak gazeteciler özgür kalana dek, bu mücadelemizi sürdüreceğiz.Umudu korumayı nasıl başarıyorsunuz?Cahit Irgat’ın dediği gibi “Güzel günler gene gelecek.” Geleceğe ait düşlerimiz kapımızı çalacak. Umudumuz olduğu sürece biz olacağız.İçeridekiler tutsak da dışarıdakiler özgür mü? Değil. İçtiğimiz her yudum, yediğimiz her lokma boğazımızdan takılarak geçiyorsa özgür değiliz hiçbirimiz. Aklımız, yüreğimiz içeride. Kim içeride kim dışarıda karışıyor zaman zaman. Bedenini istediğin yere taşı, aklın neredeyse oradasın. Bir kez daha deneyimliyoruz, bin kez daha deneyimleriz. Ancak adalet yerini bulmadan özgür olamayacağız. Bunun bilincinde ilerliyoruz yaşamın kıyısından.Umuda ve cesarete her zamankinden daha fazla gereksinim duyduğumuz zamanlardayız.Cezaevi ziyaretlerinizde sizi en fazla etkileyen an neydi?2026 Mart’ının ilk haftası Silivri (Marmara) Cezaevi’nde açık görüşte eşim Merdan’ı gördüğümde, açık havaya çıktıkları alanda güneşi görüp görmediğini sordum. Sonuçta burası bir cezaevi, dev duvarlar çevreliyor etrafı. Güneş ışığının burnunun hizasına kadar geldiğini söyledi. Mevsim değiştikçe, güneş ışınlarının eğimi dikleştikçe hem hava ısınacaktı hem de Merdan’ın tüm yüzü hatta belki bedeni güneş ışınlarını alabilecekti. Aradan neredeyse bir ay geçtikten sonra belki yüzü artık güneş ışınlarını almaya başlamıştır. Yeniden sormadım. Kimi sorular bile yerine göre can acıtabiliyor. Ne kendimi ne de Merdan’ı acıtmak istemedim.Peki, neden biz bu soruları sormak zorunda kaldık? Cezaevinde değilseniz ve hava güneşli ise başımızı döndürmekle kavuşacağımız güneş, haksız ve hukuksuz bir biçimde tutsak edilenlere adeta bir yasak.“Ada’nın Kırık Terazisi” kitabı nasıl oluştu?Muhalefet etmenin neredeyse suç sayıldığı bir dönemi acıyla deneyimliyoruz. İBB davaları başta olmak üzere birçok CHP’li belediye başkanı ve bürokrat bu acıyı yaşamak zorunda kalıyor. Kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak bu insanların sesi olmaya çalıştım. Başta Dilek İmamoğlu olmak üzere, Filiz Kahveci Gökçe, Tuba Torun Erdoğdu, Seraf Özer, Gözdem Ongun, Seher Akyüz, Efe Çakır ve Gözde Bahçetepe bu kitabın sesi oldular....Bir kurtarıcı beklemek boş bir hayalden başka bir şey değil. Halkın kurtarıcısı yine halk olacak. Seçim sandığı er geç masaya konulacak, adalet ve hukuka kavuşacağız. Toplumu ileriye götürecek olan yine kaderine boyun eğmeyen halktır. Umudum, umudumuz budur.Saliha DerenOdatv.com
This is a summary. Read the full article at the original source.
Read full article at odatv4
