Business·

Konu: Ahbap soruşturması... ‘Denetleme’ değil ‘uygunluk raporu’ dediler

Konu: Ahbap soruşturması... ‘Denetleme’ değil ‘uygunluk raporu’ dediler
Source:odatv4

TÜRMOB'un Ahbap Derneği'nin bağışlarına yönelik hazırladığı rapor gündemde. Asıl sorumluluk raporu yazanlarda değil bu güven algısını yaratan TÜRMOB yönetiminde...

Rekabet Kurumu tarafından yürütülen soruşturmanın ardından, TÜRMOB bu kez ceza soruşturması kapsamında gündeme gelmiştir. TÜRMOB'un önceki Genel Başkanı Emre Kartaloğlu ile Bağımsız Denetim Merkezi Kurulu üyeleri gözaltına alınmış, ardından tutuklanmıştır. Rekabet Kurumu'nun soruşturması ise ayrıca devam etmektedir.Ceza soruşturmasının, 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrasında Ahbap Derneği hakkında hazırlanan ve kamuoyunda güven oluşturan raporla bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Dosyanın ayrıntıları henüz kamuoyuna tam olarak yansımamıştır.Bu yazının temel sorusu şudur: Kamuoyunda Ahbap Derneği hakkında güven oluşturan süreçten doğan sorumluluk yalnızca raporu hazırlayanlara mı aittir, yoksa bu süreci planlayan, raporun hazırlanmasına karar veren ve kurumsal güvence sağlayan TÜRMOB yönetimine mi?KAMUOYUNA VERİLEN GÜVENCENİN GERİ ALINMASIÖncelikle belirtmek gerekir ki bir rapor yalnızca yazılı metinden ibaret değildir. Kamuoyuna hangi açıklamalarla sunulduğu, irade beyanları da oluşturduğu güven ilişkisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle rapor ile kamuoyuna yapılan açıklamalar birlikte değerlendirilmelidirTÜRMOB yönetimi, 6 Şubat Depremi sonrasında yaptığı açıklamalarla Ahbap Derneğinin faaliyetlerinin denetlendiği ve güvence altına alındığı yönünde güçlü bir güven algısı oluşturmuştur. Bu söylem milyonlarca vatandaşın bağış kararını etkileyerek Ahbap’a yöneltmiştir. Lakin aynı TÜRMOB Ahşap soruşturması sonrası yaptığı ilk basın açıklamasında, düzenlenen çalışmanın Ahbap'ın tüm faaliyetlerini kapsayan bir denetim raporu değil; "sınırlı özel amaçlı bir uygunluk” çalışması olduğunu ifade etmiştir.Gözaltılar sonrasında yaptığı basın açıklamasında ise, uygunluk çalışmasının kapsamını daha da daraltmış, "06.02.2023-30.06.2023 tarihleri arasında Derneğin kayıtlı iki banka hesabına gelen bağışlar ile bu hesaplardan yapılan ödemelerin tespiti" ile sınırlı olduğunu açıklamıştır. Aynı açıklamada, "Ahbap Derneği'nin kötü niyetli bir biçimde yanıltıcı bir algı oluşturmaya çalıştığını göstermektedir." ifadeleriyle düne kadar güven verdiği Ahbap'ı suçlamaya başlamıştır.Böylece TÜRMOB, Ahbap'ın bu raporları internet sitesinde yayımlayarak kamuoyunda güven oluşturduğunu kabul etmektedir. Ancak aynı güvenin kendi kurumsal açıklamalarıyla oluşturulduğu gerçeğini görmezden gelmektedir. Oysa vatandaşların bağış kararını etkileyen, Ahbap'ın raporu yayımlaması değil, TÜRMOB'un kurumsal otoritesiyle bu rapora verdiği güvencedir.TÜRMOB, aynı basın açıklamasında “raporları okumadığı anlaşılan bazı medya mensupları” diyerek bizleri de suçlamaktadır. Oysa kamuoyunun sorduğu soru son derece basittir: Madem hazırlanan çalışma yalnızca sınırlı kapsamlı bir uygunluk raporuydu, o hâlde neden deprem sonrasında Ahbap'ın faaliyetlerinin kapsamlı biçimde denetlendiği izlenimi oluşturacak açıklamalar yapılmıştır? Esasen bu açıklamanın kendisi de kamuoyundaki güvenin raporlardan değil, TÜRMOB'un yaptığı açıklamalardan kaynaklandığını dolaylı olarak ortaya koymaktadır. TÜRMOB’un bu raporları hala yayımlaması da kayda değerdir.RAPORU HAZIRLAYANLAR MI, KARAR ERKİ Mİ?Önceki TÜRMOB Başkanı Emre Kartaloğlu basına yansıdığı kadarıyla ifadesinde, TÜRMOB’un “Kanunen doğrudan denetim yetkisi bulunmadığını” kabul etmiştir. SPK ve KGK tarafından da böyle bir yetki verilmediği açıktır.Tutuklanan TÜRMOB Bağımsız Denetim Merkezi Kurul üyeleri ise ifadelerinde Ahbap hakkında hazırlanan raporların kamuoyunda anlaşıldığı gibi kapsamlı bir denetim olmadığını söylemişlerdir.Ancak bu açıklamalar, raporun hazırlanmasına ilişkin karar sürecini ve kurumsal iradeyi açıklamaya yetmemektedir. Bu kişilerin bu raporun hazırlanma sürecine hangi gerekçeyle ve hangi iradeyle dâhil oldukları, raporun kapsamı konusunda herhangi bir yönlendirme veya baskıyla karşılaşıp karşılaşmadıkları, hatta kurumsal iradeyi meşrulaştırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadıkları da henüz bilinmemektedir. Ancak mevcut tablo, TÜRMOB yönetiminin kamuoyunda Ahbap Derneğinin faaliyetlerinin kapsamlı biçimde denetlendiği yönünde güçlü bir güven oluşturmasına karşılık, yalnızca sınırlı kapsamlı bir uygunluk raporu hazırlandığını göstermektedir. Yani vatandaşların bağış kararını etkileyen, raporun teknik metni değil, TÜRMOB yönetiminin o rapor üzerinden kamuoyuna verdiği güvence olmuştur.Bu nedenle asıl üzerinde durulması gereken husus; bu süreci planlayan, bu güveni oluşturulmasını isteyen ve kamuoyuna açıklamasını sağlayanların kimlerden oluştuğudur. Nitekim TÜRMOB'un son açıklamasında, eski Genel Başkan Emre Kartaloğlu'nun özellikle savunulması da dikkat çekicidir. Bu vurgu, deprem sonrasında kamuoyuna verilen güven ve yürütülen sürecin yönetim tarafından sahiplenildiğin göstermektedir. İşte esasen TÜRMOB’un önceki başkanı ve TÜRMOB Bağımsız Denetim Merkezi Kurul üyelerinin tutuklanması sonucunu getiren bu yapının üstlendiği roldür.LİYAKATIN TASFİYESİ VE DİSİPLİN MEKANİZMASITÜRMOB Genel Başkanlığı, yalnızca Vergi Usul Kanunu bilgisiyle yürütülebilecek bir görev değildir. Bu nedenle TÜRMOB Başkanında yalnızca mesleki kıdem değil; devlet kuramı, kamu maliyesi, vergi teorisi ve politikası, milli güvenlik, idare hukuku ve kamu yararı gibi alanlarda da yeterli bilgi ve birikim aranması gerektiği açıktır. TÜRMOB'da Genel Başkanlık görevi bakımından fiilen iki dönem uygulamasının bulunduğu bilinmektedir. Bu çerçevede Emre Kartaloğlu'nun Genel Başkanlığa hangi liyakat ölçütleri esas alınarak uygun görüldüğü sorusunun doğal muhatabı, Genel Sekreter Yahya Arıkan'dır.Ne var ki bu eksiklikleri görebilecek bilgi ve birikime sahip meslek mensupları yıllar içinde işletilen disiplin mekanizmaları yoluyla susturulmuş 136 bin meslek mensubunun katkıları sıfırlanmıştır. Bu nedenle disiplin mekanizmalarıyla oluşturulan korku ortamında ortaya çıkan sessizlik ve görünürdeki destek, 136 bin meslek mensubunun özgür iradesini yansıtan gerçek bir destek olarak değerlendirilemezTÜRMOB yönetimindeki kişilerin büyük çoğunlukla İstanbul YMM Odası tarafından seçildiği malumdur.TÜRMOB ve İstanbul YMM Odası katlarında, tekrar ve tekrar seçilme ile kişisel büroları büyütmek amacıyla disiplin temelli bir suç organizasyonu kurulmuştur. Otuz yedi yıldır değişmeyen isimler ve yönetim anlayışı bunun sonucudur. Bu organizasyonda, özellikle İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı H. İbrahim Aktan ile Başkan Yardımcısı Bayram Turan Çiftçi'nin etkisi büyüktür. Rekabet Kurumu tarafından yürütülen soruşturma ile Ahbap Soruşturması bu organizasyonun sonucu olarak gelmiştir.SORUMLULUĞUN GERÇEK MUHATAPLARIBu nedenle esas tartışılması gereken bu süreci planlayan, bu güvenin oluşturulmasını isteyen, kamuoyuna açıklanmasını sağlayan, bugün de bu sürecin arkasında duran, Ahbap bağlantılarını kuran ve disiplin organizasyonları aracılığıyla bu yapının sürdürülmesini sağlayanlar olmalıdır.Yusuf İleriOdatv.com

This is a summary. Read the full article at the original source.

Read full article at odatv4