Kurtuluş için

Bugün, ülke başta hukuk olmak üzere siyasetten ekonomiye, bilimden kültür ve sanata toplumsal yaşamın her alanında, giderek derinleşen bir çöküntü yaşıyor. Bütüncül olan çöküntü sürecine hükümette, öbürleri bağışlasın, bugünlerde üç kişi öne çıkıyor. Bu üçlünün uzak ara en önde geleni 21 Mayıs'tan buyana CHP'nin Butlan ile gelen genel başkanıdır. Adını (1) biliyorsunuz, bu kişi, destekçileriyle birlikte, ana muhalefet partisi ve yerel yönetimlerde iktidar olan CHP'nin belini kırarak, ana muhalefetsiz daha doğrusu CHP'siz bir ülke isteyen AKP iktidarına en büyük desteği veriyor. İkinci belirleyici kişi toplumsal yaşamın ortak dokusu olması gereken ancak olamayan hukukun başındaki Adalet Bakanı A. Gürlek'tir. Gürlek, tam bir görev adamı, uygulamadaki katkılarını her gün biraz daha derinleştiriyor ve genişletiyor. Üçüncü ancak yaptığı görevin niteliği açısından hiç de üçüncül olmayan tam tersine öne çıkan ve daha ayrıntılı değinilecek kişi de Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Y. Tekin'dir. Tekin geçtiğimiz günlerde iki önemli açıklama yaptı. Bunlardan birinde ders programlarından "Kurtuluş Savaşı'nın" çıkarılacağını, ikincisinde de "karma eğitime son verilmesi için çalıştıklarını" açıkladı. Bu açıklamalarına geçmeden önce, Tekin'in bunlara altyapı oluşturan görüşlerini görelim. TEMELLER Bakan Prof. Dr. Tekin'in "Senet-i İttifaktan Mesruiyet ve Meşrutiyete II. Abdülhamit'ten Cumhuriyete Miras ve Başkanlık Sistemi ve Kuvvetler Ayrılığı Tartışmaları" adıyla yayımlanmış kitapları var. Bilirsiniz kitapların genellikle arka kapağında yazarın o eserin en özlü tanıtımı yer alır: Başkanlık sistemine geçiş sırasında 2015'te yayımlanan "Başkanlık Sistemi ve Kuvvetler Ayrılığı Tartışmaları" yapıtını Tekin şöyle tanıtıyor: "...çözüm olarak kendi kültür ve geleneğimize en uygun yapının tek başlı ve yasamadan kesinlikle bağımsız bir hükümet sistemi formülasyonu öneriyor olması..." Sonra Tekin, mevcut verili düzenin, bu geleneğin doğal bir sonucu olmadığını ve bir dayatmanın ortaya çıkardığı olağandışı bir durum olduğunun kabul edilmesini gerektiğin belirtiyor. Kitap, "bu ön kabul konusunda hemfikir olunduktan sonra, Türkiye'nin geleceğini inşa etmek için nasıl bir model üretebileceğini" tartışıyor. Bundan daha açık nasıl söylenir, "yasamadan bağımsız tek baş" ve mevcut verili düzenin ya da Cumhuriyet'in "dayatma" olduğu... AKP iktidarının ideolojik ya da düşünsel temeli üzerine geçmişte çok sayıda yayın ve doğal olarak ideolog vardı. Öyle görülüyor ki Bakan Tekin bu dönemin gereklerine en uygun kişi olarak "seçilmiş" bulunuyor. Bakan Tekin 2013-18 döneminde beş yılı aşkın gibi bir süre MEB Müsteşarlığı yaptı. Bu köşede daha önce yazıldıysa da bir kez daha önemle anımsatmakta yarar var, çağımızın bilimsel gelişmelerinin temeli olan C. Darwin'in "Evrim Kuramı" onun zamanında 2016 yazında ders programlarından çıkarıldı. UYGULAMA Prof. Tekin müsteşarlığının son döneminde çok önemli bir görüş öne sürdü: "Cumhuriyet'in başından beri Milli Eğitim'de teknik düzenlemeler dışında hiçbir paradigmatik değişim yapılmamıştır." Bilindiği gibi paradigma, değerler dizisi ya da bir şeyin nasıl üretileceği konusunda örnek anlamına gelir. Bakan Tekin, Cumhuriyet eğitiminin o büyük "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür" kuşaklar yetiştirme girişimini, o dönemde eğitime tümüyle laik ve bilimsel bir özellik kazandırıldığını, okur-yazar sayısındaki büyük artışı, UNESCO tarafından dünyaya örnek gösterilen Köy Enstitülerini, kız çocuklarının eğitimine, meslek ve teknik öğretime verilen özel önemi, tam bir eşitlikçi anlayışla parasız yatılı uygulamasını, yönetim özerkliğine ve Alman faşizminden kaçan bilim insanlarına kucak açan ve bilimsel araştırma özgürlüğüne sahip üniversitenin oluşturulduğunu vb. yok sayıyor. Bakan Tekin, 4 Haziran 2023'te bakanlık görevine başlarken "Türkiye Yüzyılını eğitimle inşa edeceğiz" dedi. Sonrasında özellikle Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES), tarikat ve cemaatlerle hizmet sözleşmeleri yaparak gelişmeye, ilerlemeye ve çağdaşlığa değil eskiye dönük dünya görüşünün gereklerini hiç çekinmeden yerine getiriyor. Şu duruma ne demeli? Merkez Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasıyla çocuklar acımasızca sömürülüyor, iş kazaları geçiriyor, son açıklamalara göre 2013-26 döneminde en az 852 çocuk yaşamını yitiriyor. Şimdilerde ders programlarından "Kurtuluş Savaşı'nın çıkarılması" ve "karma eğitimden vazgeçileceğinin açıklanması", dahası yıllardır eğitimin içinde olan Diyanet İşleri Başkanlığının bu öneriyi hemen sahiplenerek geçtiğimiz Cuma Hutbesinde Kurtuluş Savaşı yerine "Milli Mücadele"yi yerleştirmesi, yıllardır insan aklının özgürleşmesi ekseninden ve bilimsellikten uzaklaştırılan eğitimin getirdiği sonuçlardır. Bu gidişten "kurtuluş" için Bakan Tekin'in değiştirilmesi asla yetmez, iktidarın değiştirilmesi kesin gerekiyor. Ancak, Butlan ile gelen yönetimi, CHP'yi alışılmaz ve görülmedik yöntemlerle içinden çökerterek "Kurtuluşu" şimdilik engelliyor. Kaçınılmaz bir gerçekliktir ki 100 yıl önce insan aklının özgürleşmesinin ürünü olan Cumhuriyeti kuran bu halkın bilinçli gücü bu engelleri aşacaktır.
This is a summary. Read the full article at the original source.
Read full article at birgun
