Politics·

Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğinin güçlenmesini nasıl anlamalıyız?

Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğinin güçlenmesini nasıl anlamalıyız?
Source:aawsat

İbrahim Mustafa Mısır Savunma Bakanlığı ile Türkiye Savunma Bakanlığı’nın açıklamalarına ve iki ülkedeki gözlemcilerin değerlendirmelerine göre ‘bölge istikrarını destekleme’ ibaresi, Mısır Savunma ve Askeri Üretim Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir’in birkaç gün önce Ankara'ya gerçekleştirdiği dikkat çekici ziyarete ilişkin her iki ülkenin resmi söyleminde öne çıkan başlık oldu. Ziyaret, askeri iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin bir niyet mektubunun imzalanmasıyla sonuçlanırken, bu iş birliğinin etkileri ve önemi ikili boyutun ötesine geçerek Ortadoğu'daki mevcut durumlara da yansıması oldu. Korgeneral Zahir'in ziyareti, 2013 yılından bu yana Mısır’dan bir savunma bakanının Türkiye'ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olurken bu gelişme, tam on yıl süren yabancılaşma halinin ardından üç yıl önce diplomatik ilişkilerini yeniden tesis eden iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimini gösteriyor. Ziyaret ayrıca, son olarak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun geçtiğimiz haziran ayında Kahire'ye gerçekleştirdiği ziyaretle devam eden üst düzey askeri yetkili ziyaretleri trafiği bağlamında gerçekleşti. “Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkiler, 2024 yılı boyunca resmi ziyaretlerin yeniden başlamasıyla birlikte normal seyrine dönmeye başladı. Bu durum siyasi ve diplomatik ilişkilerin güçlü bir şekilde yeniden tesis edilmesine katkı sağladı. Askeri iş birliğinin yeniden başlaması ise bu siyasi yakınlaşmanın doğrudan bir sonucu oldu. Öte yandan iki ülkenin savunma bakanlarının niyet mektubunu imzalaması, çeşitli askeri anlaşmaları tamamlayıcı nitelikte gerçekleşti. Bu süreç, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin 2024 yılının Eylül ayında Ankara'ya yaptığı ziyaret sırasında iki ülke liderliğinin, özellikle savunma sanayii alanında iş birliğini güçlendirme konusunda mutabık kalmasıyla başladı. Bu mutabakat, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında imzalanan bir anlaşma ile somutlaştı. Hangi ortak çıkarlar iki ülkeyi bir araya getiriyor? El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Türkiye uzmanı araştırmacı Kerim Said, Kahire ile Ankara arasındaki iş birliğine yönelik gelişmeleri kendi bağlamı içinde değerlendirdi. Bu gelişmenin bölgedeki bazı değişkenler çerçevesinde gerçekleştiğini belirten Said, bunların başında, her iki ülkenin İran savaşının ardından yaşanabilecek stratejik değişiklik ihtimallerine duyulan endişe ile bölgenin yaşadığı güvenlik akışkanlığının ülkelerin ulusal güvenliğine yansımaları geliyor. Bu durum, Kahire ve Ankara'yı ekonomik boyutun ötesine geçecek şekilde iş birliği alanlarını genişletmeye itiyor. Said, Gazze Şeridi'nde süren İsrail savaşı ile İsrail'in Suriye'nin güneyi ve Lübnan'ın güneyindeki nüfuzunu genişletme çabalarının, Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın en önemli itici güçleri arasında yer aldığına dikkat çekiyor. Said yaptığı açıklamada, Türkiye'nin de İsrail-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)-Yunanistan iş birliği karşısında ister enerji projelerinde ister İsrail'in Ankara'yı F-35 uçağı programından dışlamaya yönelik baskılarında olsun, yeni bölgesel çevreler aradığını belirtti. Said, İsrail'in Afrika Boynuzu bölgesindeki hareketliliğinin Kahire ile Ankara arasındaki en önemli ortak dosyalardan biri olduğunu vurguladı. Said sözlerini, İsrail'in Büyük Etiyopya Rönesans (Nahda) Barajı meselesinde Etiyopya'nın tutumunu desteklemeye yönelik hareketliliğinin de bulunduğunu, bunun yanı sıra Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) desteklediğini belirterek sürdürdü. Bu durum Mısır ve Türkiye'yi bölgesel meselelerde daha fazla iş birliğine itiyor. Bu sebeple Said, Mısır ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin her iki taraf için de büyük önem taşıdığını değerlendiriyor. Ankara'nın, yılda yaklaşık 6 milyar dolar değerindeki savunma ihracat pazarlarını genişletmeyi hedeflediğini belirten Said, savunma sanayiinin artık Türkiye ekonomisinin başlıca itici güçlerinden biri haline geldiğini göz önünde bulundurarak, bu rakamı artırmaya çalıştığını söyledi. Said, Mısır'ın Türk savunma sanayii için umut vadeden bir pazar teşkil ettiğini, bölgesel konumu sayesinde bu ihracatın Kuzey Afrika ülkeleri ve bazı Ortadoğu ülkelerine geçişi için önemli bir kapı niteliği taşıdığını ifade etti. Türkiye'nin, imalat maliyetlerini düşürmeye ve üretim hızını artırmaya katkı sağlayacak şekilde insansız hava aracı (İHA) üretimi alanında Mısır ile sanayi ortaklığı kurma isteğinde olduğunu, bu ortaklığın Mısır'ın savunma sanayii deneyimlerinden yararlanacağını kaydeden Said, bunun yeni pazarlara erişim imkânı sağladığını Kaydetti. Said, ABD'nin Türk savunma sanayiine getirdiği kısıtlamaların sürmesi halinde, bazı ülkelerin yaptırımları aşmak için kendi topraklarının dışında üretim yapmaya başvurmasına benzer şekilde, Mısır'ın bu sanayiler için üretim ve ihracat açısından alternatif bir merkez haline gelebileceğini belirtti. Said’e göre Mısır tarafında ise bu iş birliği, Kahire'nin silahlı kuvvetlerini en güncel askeri sistemlerle modernize etme sürecinin bir parçası olarak gerçekleşiyor. Said, İHA’ların terörle mücadele ve sınır güvenliği bağlamında stratejik bir öncelik haline geldiğini belirtti. Said, Mısır'ın Sudan, Etiyopya ve Libya'yı da kapsayan bir dizi kriz odağının merkezinde bulunduğunu, bunun yanı sıra İsrail'in bölgedeki hareketliliğinin de eklendiğini ve bu durumun Mısır'ı İHA alanında gelişmiş teknolojilere sahip olmaya zorladığını, özellikle Türk İHA’larının savaş alanlarında büyük bir etkinlik sergilediğini vurguladı. Said, bu iş birliğinin Mısır'ın silahlanma kaynaklarını çeşitlendirme politikasının da bir parçası olduğunu teyit etti. Mısır ve Türkiye, geçtiğimiz yıl ağustos ayında, Mısır'daki Arap Endüstri Organizasyonuna bağlı Kadir Fabrikası’nda ortak İHA üretimine ilişkin bir mutabakat muhtırası imzaladı. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yılın mart ayında, Türk tarafının teknik desteği ve lisansıyla fabrikada insansız kara araçları (İKA) üretilmesi konusunda anlaşmaya varılmıştı. Öte yandan siyasi analist Oktay Yılmaz, Kahire ile Ankara arasındaki askeri iş birliğinin ortak tatbikatların ötesine geçerek savunma sanayii sektörüne genişlediğini vurguladı. Yılmaz, Mısır'ın yerel askeri üretim düzeyini yükseltmeye çalıştığı bir dönemde, Türkiye'nin ihtiyaçlarının büyük bölümünü kendi imkanlarıyla üreten sahip olduğu büyük potansiyelden yararlanarak, teknolojik deneyim ve askeri üretim birikimini Mısır tarafına aktarmaya hazır olduğuna dikkat çekti. İsrail, Ankara-Kahire yakınlaşmasını izliyor mu? Yılmaz, bölgesel dosyalara ilişkin yaptığı değerlendirmede ise Mısır-Türkiye yakınlaşmasının hassas meselelere doğrudan ve olumlu şekilde yansıdığını vurguladı. Ortak vizyonun, dengeyi yeniden sağlamaya ve Libyalı tarafların anlaşmazlıkları aşıp devlet kurumlarını birleştirmesine yardımcı olmaya katkı sağladığını ifade eden Yılmaz, bunun yanı sıra iki ülkenin Sudan'ın birliği ve toprak bütünlüğünün korunması gerekliliği konusundaki tutumlarının örtüştüğünü ve Suriye topraklarının birliğinin korunması ile güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik çabaların desteklenmesi konusunda uyum sergilediklerini belirtti. Türkiye uzmanı Said ise Türkiye'nin bölge ülkeleriyle iş birliğini güçlendirme yönündeki hareketliliğine ilişkin başka bir açıklama daha getirdi. Ankara'nın İsrail ile ilişkilerinde eşi görülmemiş bir gerginlik yaşadığı dönemde bu ortaklıklara özel önem verdiğini belirten Said’e göre bu durum, Tel Aviv'in, Ankara'nın savunma sanayiinde kaydettiği büyük gelişme ve bölge ülkeleriyle ilişkilerini genişletmesine dair duyduğu endişelerden kaynaklanıyor. Said, bu gerilimin, şu anda pek olası görünmese de gelecekte doğrudan çatışmalara kapı aralayabileceği uyarısında bulundu. Yeni bölgesel ortaklıklar arayışının Mısır ve Türkiye için bir zorunluluk haline geldiğini, özellikle İsrail'in savunma sanayii alanındaki Mısır-Türkiye yakınlaşmasına yönelik itirazları karşısında bu durumun daha da belirginleştiğini vurgulayan Said, bu tür tutumların, Mısır devletinin kabul etmediği bir tür vesayet niteliği taşıdığını değerlendirdi. İsrailli emekli Tümgeneral Yitzhak Brik, geçtiğimiz mayıs ayında, Ma'ariv gazetesinde yayımladığı bir makalede, iki ülkenin askeri kapasitelerini güçlendirmesiyle birlikte Tel Aviv'in Türk-Mısır ittifakına karşı bir savaşa girme ihtimalini dışlamadı. Brik, iki ülke arasındaki her türlü askeri yakınlaşmanın İsrail'i, askeri doktrininin ve savunma stratejilerinin kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendirilmesini gerektiren yeni güvenlik zorluklarıyla karşı karşıya bıraktığını vurguladı. Diğer taraftan siyasi analist Muhammed Öztürk, İsrail'in tarihi ve dini bağlar ile ortak çıkarlarla birbirine bağlı bölge ülkeleri arasındaki her türlü yakınlaşmadan rahatsızlık duyduğunu belirtirken, bu iş birliğinin doğal bir gelişme olduğunu değerlendirdi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Öztürk, bölge ülkelerinin tutumlarını birleştirmesinin, zorluklarla mücadele kapasitelerini güçlendireceği değerlendirmesinde bulundu. Öztürk açıklamasında, Mısır ile Türkiye arasındaki iş birliğinin gerek ikili çerçevede gerek başka bir formatta olsun, bölgesel istikrarı güçlendirmek açısından önemli bir adım teşkil ettiğini belirtti. Öztürk, Mısır-Türkiye iş birliğinin güvenlik zorluklarıyla mücadelede büyük katkı sağlayabileceğini ekleyerek, iki ülke arasındaki koordinasyonun son dönemde bir dizi bölgesel krizin çözümüne katkı sağlamada etkili rol oynadığına dikkati çekti. Son haftalarda Türkiye ile İsrail arasındaki gerginlik arttı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı İsrail devletinin yok edilmesi çağrısında bulunmakla suçladı, bunun yanı sıra Tel Aviv, Osmanlı döneminde yaşandığı iddia edilen Ermeni katliamlarını tanıdı. Amerikan medya haberleri, Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı İsrail'e yönelik söylemini yumuşatmaya teşvik etmesi için ikna etmeye çalıştığını belirtiyor. Mısır-İsrail ilişkileri, 1979 yılında iki taraf arasında barış anlaşmasının imzalanmasından bu yana en düşük seviyesinde seyrediyor. İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşın başlamasından bu yana iki taraf arasındaki iletişim güvenlik düzeyiyle sınırlı kalmaya devam ediyor. Kahire, Tel Aviv nezdinde yeni bir büyükelçi atamadı ve Mısır makamları da İsrail'in yeni büyükelçisini kabul etmedi. Böylece her iki büyükelçilik de yaklaşık iki yıldır büyükelçi düzeyinin altında bir temsille faaliyet gösteriyor. Mısırlı askeri uzman Tümgeneral Usame Kebir, bölgesel gelişmelerin ve bölgenin karşı karşıya olduğu tehditlere ilişkin kamuoyuna yapılan açıklamaların, bunun yanı sıra Türkiye ile İsrail arasındaki siyasi söylemde artan gerginliğin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'i Ortadoğu için bir tehlike olarak değerlendirmesinin, bölge ülkelerinin aralarındaki iş birliğini güçlendirmeye yönelmesini doğal hale getirdiğini kaydetti. Ankara ve Kahire: İş birliği mi, ittifak mı? Kumandanlar ve Kurmay Koleji danışmanı Tümgeneral Usame Kebir, yaptığı açıklamada, Mısır ile Türkiye arasındaki askeri iş birliğinin bir askeri ittifak olmadığını, aksine askeri üretim ve ortak eğitim gibi birçok alanı kapsayan bir iş birliği niteliği taşıdığını belirtti. Kebir, bu iş birliğinin, iki ülke arasındaki ilişkilerin yıllarca dondurulmasına yol açan krizden önce de var olduğuna dikkati çekti. İki ülke arasındaki ilişkilerin 2024 yılı boyunca Kahire ile Ankara arasındaki resmi ziyaretlerin yeniden başlamasıyla birlikte normal seyrine dönmeye başladığını, bunun siyasi ve diplomatik ilişkilerin güçlü bir şekilde yeniden tesis edilmesine katkı sağladığını ifade eden Kebir, askeri iş birliğinin yeniden başlamasının bu siyasi yakınlaşmanın doğrudan sonucu olarak gerçekleştiğini vurguladı. Kebir, bu iş birliğinin ilk meyvelerinin, 13 yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz yıl eylül ayında Mısır ve Türkiye donanmalarının katılımıyla ‘Dostluk Denizi’ adlı deniz tatbikatının yeniden başlatılması şeklinde ortaya çıktığını belirtti. Kebir ayrıca, yaklaşık iki ay önce Mısır ve Türk hava kuvvetleri arasında bir Mısır üssünde başka bir ortak tatbikatın gerçekleştirildiğini kaydetti. Korgeneral Eşref Zahir'in Türkiye'ye yaptığı ziyaretin, iki ülke arasındaki askeri iş birliği bağlarını güçlendirme çerçevesinde gerçekleştiğini, bu ziyaretin ilk olmadığını, siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin ardından askeri ilişkileri geliştirmeye yönelik çabalar çerçevesinde bundan önce Mısır Genelkurmay Başkanı'nın bir ziyaretinin gerçekleştiğini belirten Kebir, ülkeler arasında askeri sanayiler alanında deneyim paylaşımının, disiplinli bir güvenlik sistemi aracılığıyla bilgi aktarımına katkı sağladığını ve silah satın alma maliyetlerini düşürmeye yardımcı olduğunu vurgulayarak, Türk İHA’larının Mısır içinde üretilmesine yönelik bir eğilimin bulunduğuna dikkat çekti. Savunma sanayii alanındaki askeri iş birliğinin, teknik ve teknolojik deneyim paylaşımı yoluyla her iki taraf için de kazanımlar sağladığını, silah sistemlerinin geliştirilmesine hizmet ettiğini, bunun yanı sıra askeri harcamaların rasyonelleştirilmesine katkı sunduğunu belirten Kebir, Mısır ile Türkiye arasında uzun vadeli askeri iş birliği anlaşmaları imzalanmasının, iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri güçlendireceğini ve istikrarlarını destekleyeceğini, bunun da gelecekte gerginliğin yeniden yaşanma ihtimalini azaltacağını vurguladı. Öte yandan Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk, geçtiğimiz perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, Mısır ve Türk savunma bakanlarının niyet mektubunu imzalamasının, iki ülkenin karşılıklı güven ve ortak çıkarlar temelinde ilişkilerini derinleştirme yönündeki güçlü isteğini ve ‘bölgede barış, istikrar ve güvenliğin sağlanmasına katkı sağlayacak yeni iş birliği alanları oluşturma’ iradesini yansıttığını belirtti. Aktürk, askeri heyetler düzeyinde karşılıklı temaslar yoluyla iş birliğinin genişletildiğine, savunma ve güvenlik alanında diyaloğun güçlendirildiğine, askeri eğitim, ortak operasyonlar ve savunma sanayileri alanlarında adımlar atıldığına işaret etti. *Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir."

This is a summary. Read the full article at the original source.

Read full article at aawsat