NATO Ankara Zirvesi ve Türkiye için öne çıkanlar

Armağan KULOĞLU: NATO Ankara Zirvesi ve Türkiye için öne çıkanlar
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Türkiye’de düzenlenen NATO Zirvesi, ABD’nin stratejisi olup, NATO stratejisine dönüştürülen, Rusya’nın sıkıştırılması ve Çin ile birlikte çevrelenmesi, ağırlık merkezinin de Asya-Pasifik bölgesine kaydırılması esasına uygun olarak şekillenmekle birlikte, devam eden Rusya-Ukrayna savaşıyla İran gerginliği/çatışmasının etkisiyle daha geniş kapsamlı olarak cereyan etmiştir.Ayrıca Trump’ın NATO hakkındaki olumsuz düşünceleri, özellikle Avrupa’nın savunmada daha fazla sorumluluk alması ve askeri harcamalara daha fazla katılması ve bu konuda ısrarlı olmasının etkisi de zirvede önemli rol oynamıştır.Üyelerin, farklı düşüncelerinden kaynaklanan sorunlara fazla girmeyip, ortak ve mutabakat sağlanabilecek konulara ağırlık vererek zirvenin işleyişine yardımcı olacak bir yaklaşımla hareket etmeleri sonucunda hazırlanan ve altı maddeden oluşan “Ankara Zirvesi Bildirisi” üyelerin itirazına mahal vermeyecek şekilde hazırlanmıştır.Ankara Zirvesi Bildirisi-NATO anlaşmasının 5. maddesi kapsamında kolektif savunmaya ve transatlantik bağa bağlılığın sarsılmaz olduğunun vurgulandığı belgede "Birimize yönelik bir saldırı, hepimize yönelik bir saldırıdır" ifadesinin yer alması, ABD'nin son dönemdeki yaklaşımları açısından anlamlı bir mesaj olmuştur.-"Müttefikler, Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik uzun vadeli tehdidine ve süregelen terörizm tehdidine karşı koymak amacıyla Lahey'deki savunma taahhütlerini yerine getiriyor" denmiştir. Türkiye’nin hassasiyet gösterdiği terörizmin, ittifaka yönelik tehditler arasında yer alması önemlidir.-NATO müttefiklerinin savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar dolardan fazla artırdığının belirtildiği belgede, "Bugün Ankara'da, 50 milyar doların üzerinde yeni alım duyurusu yapıyoruz ve kolektif üretim kapasitemizi genişletmeye ve inovasyonu hızlandırmak için sektörle birlikte çalışmaya kararlıyız" ifadelerinin yer almasının, biraz ABD’yi iknaya yönelik olduğu, ancak harcamaları istenilen seviyeye taşınmasının zaman alacağı ve sıkıntılı da olacağı gözden kaçmamıştır.- NATO yetkililerinin, 1) Avrupa'nın daha fazla sorumluluk üstlendiği, 2) Savunma harcamalarının dengelendiği, 3) ABD'nin de hâlâ sıkı şekilde bağlı olduğu bir yapı olarak özetledikleri NATO 3.0'a atıf da metinde yer almıştır.-"Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa, modernize edilmiş bir İttifak, tüm müttefikler birlikte çalışarak İttifak'ın savunması konusunda daha fazla sorumluluk üstleniyorlar” denmiş, NATO'nun caydırıcılık ve savunma gücünün, uzay ve siber varlıklarla desteklenen nükleer, konvansiyonel ve füze savunma yeteneklerinin uygun bir karışımına dayandığı vurgulanmış, bu bağlamda verilen "Savaş üstünlüğümüzü korumaya kararlıyız" mesajı da dikkat çekmiştir. Ayrıca “yapay zekâ” yaklaşımı da ilk kez bir NATO zirvesi bildirisinde yer almıştır.-Türkiye'nin her platformda dile getirdiği "müttefikler arasındaki ticari engellerin kaldırılması" çağrısı Zirve’de karşılık bulmuş ve bu maddede "Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırmak ve NATO ortaklıklarından yararlanarak savunma sanayi işbirliğini üst düzeye çıkarmak için çalışmalara devam edeceğiz." denmiştir.-Rusya için, "Rusya, müttefiklerin güvenliğine yönelik en önemli ve doğrudan tehdit olmaya devam etmektedir” denmiş, Ukrayna konusunda da Müttefiklerin, Ukrayna'ya yönelik sarsılmaz destekte birleşmiş durumda olduğu ve Ukrayna'ya 70 milyar euroluk destek kararı alındığı belirtilmiştir.-Son dönemde ABD ile bazı Avrupalı müttefikler arasında gerginlik yaşandığı İran konusuna, biraz da ABD’yi ikna etmek için, "Müttefikler, İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineler ve İran'ı Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğüne tam olarak saygı göstermeye çağırır." sözleriyle yer verilmiştir.Türkiye’nin rolü artıyorTürkiye, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’nun kesiştiği yerde olup, NATO’nun güney kanadında kilit ülke konumundadır. Bu nedenle Ankara Zirvesi’nin ana temalarından biri de güney kanadının güçlendirilmesi olmuş, gelinen askeri-siyasi noktada Türkiye’nin rolü daha da öne çıkmıştır.Türkiye’nin NATO’nun güney kanadındaki öneminin belirgin biçimde artmasının sebebi; Karadeniz’e erişim imkânı, Doğu Akdeniz’deki konumu, Suriye, Irak ve İran’a komşu olması, Kafkasya ve Orta Asya’ya açılan kapı durumunda bulunması, güçlü savunma sanayisi ve muharebe tecrübesine sahip silahlı kuvvetleri olarak gösterilmektedir. Bu nedenle Türkiye, NATO’nun “kanat ülkesi” olarak anılmakla birlikte, güney stratejisinde daha merkezi bir rol üstlendiğinden, “merkezi ülke” özelliğini de taşıdığı görülmektedir. Mevcut tesislere ilave olarak, Adana 6. Kolordu’da yeni bir karargâh ve İstanbul Boğazı Beykoz’da NATO'nun Deniz Unsuru Komutanlığı tesis edilmesi bu durumu daha da belirginleştirmiştir. ABD Türkiye ilişkilerinde öne çıkan hususlarNATO Zirvesi’nin Ankara’da yapılması, üye ülkelerle daha yakın ilişkiler kurulmasına, askeri ve siyasi alanlarda daha etkin ve sonuç almaya yönelik görüşmeler yapılmasına, bunun yanında, mutabakat sağlanan sonuç bildirgesine, bugüne kadar yansıtılamayan “terörle mücadele” konusuyla “Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırmak” olarak yansıyan ve yaptırım olamayacağını içeren ifadelere yer verilmesine imkân sağlamıştır.Trump’ın gelmeden önce, Türkiye’ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının kalkması, F-35 programına geri dönüş, Kaan uçakları için gerekli olan uçak motorları verilmesinin önünün açılacağını içeren açıklamalar yapması ve bunların Ankara’da müzakeresi önemli bir gelişmedir. Ancak bunların gerçekleşmekte olduğuna ilişkin henüz bir bilgi olmayıp, görüşmeler sürdürülmektedir.Kaan motorları için Kongreye gönderilen belgenin itiraz süresi dolmuştur. Ancak şimdilik somut bir gelişmeye rastlanmamıştır.İsrail ve Yunanistan, tam bir düşman tutumuyla, ABD’deki Lobilerini de kullanarak şiddetle bu gelişmelerin gerçekleşmesini engellemeye çalışmaktadır. ABD açısından tüm bunların önündeki engel olarak S-400 hava savunma füzeleri görülmekte, engelin kalkması için bunların Türkiye tarafından kullanılamayacak bir durumda olması, bir noktada şart olarak ileri sürülmektedir.S-400’ler için ihtimal dahilinde olan seçenekler; Körfez ülkelerinden birine satılması (BAE ön plan da görünüyor) ve Somali’deki Türk üssüne nakledilmesi durumu ön plandadır. ABD’nin, füzelerin kendisine teslim edilmesi veya Ukrayna’ya gönderilmesini talep etmesi pek mümkün bir seçenek olarak görülmemektedir. S-400’e uygulanacak işlem için Rusya’nın olurunun alınması da önemli bir konudur.***-NATO Zirvesi genel hatlarıyla olumlu geçmiştir. Ancak sonuç bildirisinde yer alan hususların kâğıt üzerinde kalmaması önemlidir. Çünkü NATO üyelerinin birlik görüntüsünden çok kendi ulusal çıkarlarını öncelediği ve ABD ile Avrupa arasındaki güven krizinin de derinleştiği algısı ağırlık kazanmış durumdadır.-Trump’ın Türkiye için vaatleri müjde olarak nitelendirilmemelidir. ABD tarafından sadece düşman ülkeler için uygulanan CAATSA yaptırımlarının Türkiye’ye uygulanması hata olup, hatadan dönülmesi müjde olamaz. Bildirideki “müttefikler arası savunma ticaretinin engellenmemesi” bu bakımdan önemlidir.-F-35 programına geri dönmekle 5-6 uçak satışı arasındaki fark dikkat çekicidir.-Bir lütufmuş gibi müjde olarak deklere edilen, hatalardan dönme karşılığında pazarlık yapılarak tavizler talep edilmesine karşı da müteyakkız olunmalıdır.
This is a summary. Read the full article at the original source.
Read full article at yenicaggazetesi
