Business·

Psikolojik harbin kitaplığı: Edebiyatın gizli tarihi

Psikolojik harbin kitaplığı: Edebiyatın gizli tarihi
Source:odatv4

Bu hafta...Beş ay önce yayımlanan Mehmet Rifat'ın “Balzac'tan Proust'a, Proust'tan Barthes'a” kitabını okudum... Fransız edebiyatı üzerinden iki yüzyıllık edebi dönüşümü ve kuramsal tartışmaları anlatıyor... Okurken aklıma takılan soru oldu: Edebi dönüşümü mümkün kılan siyasi ve ideolojik zemin neden görünmez hale geliyor?Devrimler, sınıfsal çatışmaları, yükselen burjuvazi, iki dünya savaşı ve Soğuk Savaş gibi tarihsel kırılmalar olmadan edebiyatın değişimini ne kadar açıklayabilir? Edebiyatı doğuran tarih geri çekildiğinde, geriye sadece metin kalır onu biçimlendiren çağ görünmez olur! Böyle olunca edebiyat, sanki kendi iç dinamikleriyle değişmiş gibi algılanır. Oysa hiçbir estetik anlayış, dönemin güç mücadelelerinden, fikir çatışmalarından ve siyasi atmosferinden bağımsız doğmaz. Mesela kitapta geniş yer verilen yapısalcılık, dilbilim, göstergebilim ve yapıbozumculuk tarihten bağımsız kuramlar değildir. Her biri belirli dönemin düşünsel ve siyasal iklimi içinde doğdu. Başta Marksizm eleştirisi olmak üzere Soğuk Savaş atmosferinde büyütüldü.Rifat'ın kitabında bu tarih geri çekildiğinde, kuramlar yalnızca kavramlardan ibaret kalıyor onları doğuran fikir çatışmaları ve siyasi mücadeleler görünmez oluyor.Böyle olunca edebiyatın neden değiştiğini değil, sadece nasıl değiştiğini öğrenmiş oluyoruz. Örnek vereyim:EDEBİYATTA CIA MARİFETLERİÖnce şu soruyu sormak gerekiyor: Gerçekten edebiyat kuramı ile siyasi tarih birbirinden ayrılabilir mi? Özellikle son otuz yılda yayınlanan önemli araştırmalar bunun mümkün olmadığını gösteriyor. Mesela:-Frances Stonor Saunders'ın “The Cultural Cold War: The CIA and the World of Arts and Letters” (Kültürel Soğuk Savaş: CIA ve Sanat ile Edebiyat Dünyası) adlı kitabı... ABD'de daha sonra “Who Paid the Piper? The CIA and the Cultural Cold War” (Parayı Verdi Düdüğü Çaldı. CIA ve Kültürel Soğuk Savaş) adıyla genişletilip yeniden yayımlandı. Saunders, CIA'nın gizlice finanse ettiği Kültürel Özgürlük Kongresi üzerinden yürütülen kültürel faaliyetleri arşiv belgeleriyle inceledi. Yazarların, edebiyat dergilerinin, sanat sergilerinin, konserlerin ve düşünce çevrelerinin bu ağ içinde nasıl desteklendiğini ayrıntılarıyla yazdı...Tek kişi değil...-Hugh Wilford, “The Mighty Wurlitzer: How the CIA Played America” (Büyük Wurlitzer: CIA Amerika'yı Nasıl Yönetti) kitabında bu derin kültürel ağın yalnızca sanatçılardan ibaret olmadığını üniversiteleri, vakıfları, öğrenci örgütlerini ve medyayı da kapsadığını anlattı...-Peter Coleman'ın “The Liberal Conspiracy” (Liberal Komplo)... -Giles Scott-Smith'in “The Politics of Apolitical Culture” (Siyaset Dışı Kültürün Siyaseti)... -Volker R. Berghahn'ın “America and the Intellectual Cold Wars in Europe” (Amerika ve Avrupa'daki Entelektüel Soğuk Savaşlar)... -Joel Whitney'in “Finks” (Muhbirler: CIA Dünyanın En İyi Yazarlarını Nasıl Kullandı?)...Odd Arne Westad, David Caute, Christopher Lasch gibi nice araştırmacılar, edebiyatın salt estetik tercihlerin değil aynı zamanda CIA’nın ideolojik kültürel cephesi olduğunu gösterdi...Mehmet Rifat’ın kitabına dönersem:OKULLARDA OKUTULUYORKitapta en çok dikkatimi çeken örneklerden biri Albert Camus oldu. Mehmet Rifat, Camus'nün, 1951'de yayımladığı “Başkaldıran İnsan” ile Sovyetler Birliği'ni ve Stalinizmi sert biçimde eleştirdiğini, bu sebeple Fransız sol entelektüelleri arasında onun yalnızlaştırıldığını anlatıyor. Ancak bu anlatım eksik: Aynı yıllarda CIA'nın kültürel alanda nasıl strateji izlediğini anlatan önemli araştırmaları yukarıda yazdım. Bu araştırmalar, CIA'nın Soğuk Savaş boyunca yazarları, dergileri ve kültürel çevreleri uluslararası ölçekte desteklemek için kurduğu ağları ayrıntılarıyla anlatıyor. Bu nedenle şu soru şart: Camus'nün savaş sonrası dünya çapındaki yükselişi, bu uluslararası kültürel ortamdan tamamen bağımsız düşünülebilir mi? Kitap bu soruyu tartışmıyor. Oysa bu tartışma, yalnızca Camus'nün değil, Soğuk Savaş döneminde edebiyat ile siyasetin nasıl iç içe geçtiğini anlamak açısından önemli.Örnekler çok:George Orwell'in “Hayvan Çiftliği”, Sovyetler Birliği ve Stalin yönetimini sert eleştirdiği için Soğuk Savaş başında CIA'nın en önemli propaganda araçlarından biri oldu. CIA, romanın daha geniş kitlelere ulaşması amacıyla 1954 yapımı çizgi film uyarlamasını gizlice finanse etti, senaryoya da müdahale ederek eserin Sovyet karşıtı yönünü daha da belirginleştirdi. Aynı dönemde roman çok sayıda dile çevrildi, dünyanın birçok ülkesinde dağıtıldı ve kültürel diplomasi faaliyetlerinde kullanıldı. Keza, Orwell’in “1984” eseri de benzer biçimde totaliter rejimlerin simgesi olarak Batı'da yoğun biçimde tanıtıldı. Hâlâ okullarda okutuluyor bu iki kitap...Eğer bazı kitaplar devletlerin kültürel stratejisinin parçası haline geldiyse, şu soruyu sormak kaçınılmazdır: Bir yazarın dünya çapındaki yükselişini salt edebiyat tarihiyle açıklamak yeterli olmaz. Örneğin, Orhan Pamuk!Soner YalçınOdatv.com

This is a summary. Read the full article at the original source.

Read full article at odatv4