Türk destanı anlatılmayan sinema eksiktir

Bütün dünya -başka işi yokmuş gibi- Antik Yunan ozanı Homeros’un 2 bin 700 yıl önce kaleme aldığı Odysseia destanını ko...
Bütün dünya -başka işi yokmuş gibi- Antik Yunan ozanı Homeros’un 2 bin 700 yıl önce kaleme aldığı Odysseia destanını konuşuyor. Sebebi malum; Christopher Nolan’ın filmi The Odyssey... Sinemanın gücünü bir kez daha gözlemlediğimiz manzaraya şahitlik ediyoruz. Film o denli etkili oldu ki Z kuşağı Homeros okumaya başladı. Odysseia destanı en çok satanlar listesine girdi. İnternette ilk haftada kitap satışı yüzde 559 arttı. İlyada ve Odysseia setlerine talep yüzde bin 900 yükseldi. Spotify’da sesli kitap dinlenmeleri rekor kırarak yüzde 500’ü aştı. GİŞEDE REKORA KOŞAR MI? Film ilk haftasında 350 milyon dolar hasılatı gördü. ABD’de toplam 8 bin civarı salon var ve film 4 bine yakın salonda gösterimde. Bu hızla devam etmesi halinde toplam hasılatın 1,5 milyar doları bulması işten bile değil. Ancak Avatar’ın 2,9 milyar dolarlık rekorunu kırması pek mümkün görünmüyor. Başarırsa sinema tarihine geçer. Türkiye’de 766 salonda (bütün salonların 5’te 1’i demek) gösterilen film ilk haftasında 400 bin izleyiciyi geçti. Bu, yılın en iyi açılışı demek. Kuvvetle muhtemel ülkemizde yılın en çok izlenen filmi olacak. Bir film insanlığı güncel çerçevede daha nasıl etkileyebilir ki? Bu etkiyi görünce düşünmeden edemiyoruz: Biz kendi destanlarımızı neden böyle anlatamıyoruz? SORU BASİT CEVAP NET Esasında anlatamıyor değiliz. Batı’da doğmuş olan ve Batılıların endüstriyel olarak elinde bulundurduğu araçlara olan mesafemiz sebebiyle yeterince duyuramıyoruz. Ve elbette Hollywood gibi endüstri merkezlerinin prodüksiyon kabiliyeti ve bütçe maliyeti gibi seviyelere çıkamadığımız için her anlatımız kısıtlı kalıyor. Yani cevap çok basit; sinema endüstrimiz yeterince gelişmedi ve bu alandaki finans aktarımı ve saha tecrübesi yeterli değil. ÇİN VE GÜNEY KORE YAPIYOR! Fakat bu, hiç yapamayacağımız anlamına gelmiyor. Bakınız; Çin ve Güney Kore yapıyor... Çin ve Kore, sinema endüstrisindeki yükselişleri sebebiyle kendi destanlarını ya da benzeri anlatılarını beyaz perdeye yansıtıyor. Mesela geçtiğimiz yıl dünyada en çok izlenen film (2 milyar dolar hasılat) olan Ne Zha 2, 16. yüzyıl klasik Çin edebiyatı eseri Tanrıların Görevlendirilmesi (Fengshen Yanyi) romanındaki ve Çin mitolojisindeki geleneksel Nezha efsanelerini konu alır. Güney Kore’de de Chunhyang (Chunhyangga), Simcheongjeon ve Heungbuga gibi geleneksel halk masalları ve destanları sinemaya aktarıldı. TÜRKİYE-GÜNEY KORE KIYASI Elbette Çin ile Güney Kore’yi düşündüğümüzde önümüze devasa finans yapıları çıkıyor. Çin ile yarışamayız. Ancak Güney Kore, Türkiye için örnek teşkil edebilir. Çünkü çok fazla benzerliğimiz var. Öncelikle ekonomik yapımız, kapasite itibariyle yakın. Güney Kore daha iyi durumda ama yakınız. Sinema ve dizi endüstrimiz ise çok yakın. Dünyada en çok dizi ihraç eden ülke ABD. Sonrasında yakın zamana kadar Türkiye geliyordu. Geçtiğimiz yıllarda Güney Kore’ye ikinciliği kaptırdık. Üçüncülükte ise iyi durumdayız. Yani Güney Kore’nin kısmi başarısına ulaşabiliriz. Bugünden yarına olacak şey değil elbette. Ancak teknolojinin geldiği yer ve yapay zekanın yardımı ile Türkiye’de de destanların anlatıldığı bir kulvar oluşabilir. Dizi sektöründeki uluslararası başarımızı da kullanarak üretimlerimizi dünyaya ulaştırabiliriz. Odysseia ile kıyasa girmeden, sadece “destan destandır” diyerek, “mutlaka anlatılması lazım” diyeceğimiz destanlarımıza göz atalım... TÜRK DESTANI ANLATILMAYAN SİNEMA EKSİKTİR İslamiyet öncesi Türk destanları meşhur. Hiçbirinin Odusseia’den geri kalır yanı yok. Zaten esasında ne anlattığınız değil, nasıl anlattığınız önemli. Zira sinema, basit bir meseleyi insanlığın en önemli gündemi gibi anlatabilme sanatıdır. Böyle de büyülüdür, evet. Mesela “Yaratılış Destanı”... Altay-Yakut Türklerine ait, evrenin ve insanlığın yaratılışını anlatan en eski destandır. “Alp Er Tunga Destanı” da büyük bir hazine. Saka Türklerinin Hükümdarı Alp Er Tunga’nın İranlılarla savaşlarını ve kahramanlıklarını konu alır. Saka hükümdarı Şu’nun Büyük İskender’in seferine karşı gösterdiği direnişi anlatan “Şu Destanı”nın “300 Spartalı”dan ne eksiği olabilir! “Oğuz Kağan Destanı”ndan bahsetmezsek her şey eksik kalır. Oğuz Türklerinin kökenini ve Oğuz Kağan’ın hayatını anlatır. Göktürklerin yok olma tehlikesi yaşadıktan sonra bir dişi bozkurt sayesinde yeniden çoğalmasını ve kurtuluşunu konu alan “Bozkurt Destanı” ve elbette Göktürklerin bir yenilgi sonrası Ergenekon vadisine kapanması ve demir dağları eritip özgürlüğe ulaşmasını anlatan “Ergenekon Destanı” beyaz perdede ışıl ışıl parlayabilir. İSLAMİYET SONRASI TÜRK DESTANLARI AYRI BİR ZENGİNLİK İslamiyet sonrası ve Türk-İslam dönemi destanlarının yeri ise apayrıdır. Çok şeye çok şeye katmıştır. İnsanlık tarihinin en uzun destanı olan ve yüz binlerce mısradan oluşan “Manas Destanı”nı anlatabilsek insanlığa ne katmış olacağımızı bir düşünün! Z kuşağı ve bütün kuşaklar için insanlık tarihine yeniden bakış sağlanabilir. “Dede Korkut Hikayeleri”nin içeriği ve zenginliğini biz biliyoruz da dünya biliyor mu? O halde belki de buradan başlamak gerekir. Örnekler çoğaltılabilir. Başlıcalarını hatırlattık. Büyük dizi yapımcıları, sinemanın önemli isimleri, sektörün duayenleri, devlet desteği, özel sektör etkisi ile orta vadede dünyaya yepyeni bir anlatı ve tarihin yeniden değerlendirilmesini sağlayacak bir imkan büyütebiliriz. Nolan’ın filmi heyecanı karşılıyor mu? Çocuklara yaz için film tavsiyeleri Bu yıl tema 'İrade Bizim Zafer Bizim': Şehit Mustafa Cambaz'a film önerisi
This is a summary. Read the full article at the original source.
Read full article at yenisafak
